Terra Operasyonu

Başlangışta bu gezegen, belli bir kaderde yol alması için tasarlandı. Onun yaratıcıları (“elohim” – İlahi plan diye çevirmek en doğru- gerçekliğin bu sektörünü yaratmak için birleşmiş zeki varlıklar) “çeşitlilik içinde uyum” oyununun oynanabileceği, zengin bir çevreye sahip bir gezegen hayal etmişlerdi. Ancak kendilerini bu örnek gezegene yerleştirme fırsatını gören başka varlıklar da vardı ve bunu başardılar, sonuç olarak gezegenin esas tasarımı iptal edildi ve gezegen tamamen farklı bir gündeme sahip oldu. İlahi Plan ne zaman kendi ifadelerini fiziksel plana yansıtmaya ve esas planı yürütüp, asıl gündemi yakalamaya çalıştılarsa, bu tecavüzcüler onların gayretlerini zayıflatıp, gezegeni kendi amaç ve hırslarını gerçekleştirmek üzere yönlendirdiler. Çevrenizde gördüğünüz Dünya, bu etkileşimin sonucudur. Sayıca az sayıda varlık sevgi ve gezegene sorumluluk üzerine kurulu orijinal standartlara bağlı kaldı, pek çoğu kendi çıkarlarını bütünün üstüne koyup herkese ve her şeye zarar verecek şeyler yaptılar. Ancak simdi, gezegenin orijinal kaderi planına çekilmesi zamanı gelmiştir. Onun üzerindeki çeşitliliğe ve güzelliğe zarar verecek davranışların sonlanma zamanı gelmiştir. Bu kelimeleri duyanlar, kendilerinden çok daha fazlasını kurtaracaklardır. Onlar, gezgen o muhteşem haline yükseldikten sonra, “Yeni Dünya” ,TERRA’ YA, yerleşmek için aday olacaklar ve cenneti Dünyada kurmak için gezegenle beraber çalışacaklardır. Çok kısa bir zaman sonra gezegenin kendi kaderi ile buluştuğunu göreceğiz. Her şeyin zamanı vardır. Herşeyin bir mevsimi varsa, şu anda Sonbahardayız. Her yaşam formunun gelişmek için binlerce yılı oldu. Ancak artık kendilerini desteklemeyen durumdan ötürü, pek çok varlık türü gezegenden ayrılmaktadır. Gezegenin, üstünde yaşam formalarına ihtiyacı yoktur. Üzerinde sadece maden-mineral krallığı olan, pekçok gezegen vardır. En iyi niyetli bir şekilde bile “gezegeni kurtarmaktan” bahsetmek, kendini beğenmişliktir. Gezegen kendi başına gayet güzel yaşayabilir. Ama o bilinçli bir varlıktır ve gezegenin ruhu enkarnasyonunun bir kısmını fiziksel gerçeklikte yapmak için antlaşma yapmıştır. Gezegen kendi kader yolunda giderken, çok çeşitli türlere ev sahipliği yapmayı, onlarla etkileşim içinde olmayı ve desteklemeyi Kabul etmiştir. Bu ana kadar, gezegen , bedenine yapılan bütün tacizlere karşın, sabırla insanların kendilerinin yaşamasını sağlayana ne yaptıkları mesajını almalarını beklemiştir. Dünyanın Su’yu, havası ve toprağı olmadan yaşam mümkün değildir. Virüslerin, bakterilerin bile suya ihtiyacı vardır.Herşey kendisini fiziksel planda destekleyen ve bilgilendiren bilinç Matrix’inde ihtiyaç duyduğu şeyleri yaratıncaya kadar, fiziksel bakım- beslenmeye gereksinim duyar. Ama insanlar yaşamak için körlemesine, sonucunu hiç düşünmeden kendilerine yaşam veren ve destekleyen o matrix’e zarar vermektedirler. İnsan türü gezegende her cins ile bir rekabet halindedir-hayvanlarla, bitkilerle, kuşlarla ve başka insanlarla- ve yaşamak için bağımlı oldukları gezegeni soymakta, yağma edip tecavüz etmektedirler. İnsanlığın tükettiği ve kullandığı her şey gezegenden elde edilmektedir. Ve katliam hala devam etmekte, okyanuslar zehirlenmekte, ormanlar düşmekte, yağmur yetmediğinde yeraltı suları yüzeye pompalanmaktadır. Bu durmazsa geriye hiçbir şey kalmayacak ve tükenen kaynaklar için birbiriyle savaşan insanlık, yavaş ve çok kötü bir sonla karşılaşacaktır. Çok az kişi bunu umursamaktadır. Kanun koyucuların kendi gündemleri vardır: Süreci bu noktada değiştirebilecek yeterli kuvvet yoktur. Şimdi, biz sizi uyarıyoruz ve aynı zamanda bir söz veriyoruz. Bu cümleleri duyanlar için bilet, Kalbinizdeki aşktır. Aşk ile filmlerinizdeki ya da romanlarınızdaki romantik aşk duygusunu kastetmiyoruz. Aşk’la, korkunun yokluğunu, Yaratana güveni ve birisinin gerçek için hayatını ortaya koyma isteğini kastediyoruz. Kısa bir zaman içinde sadece bu özellikler, biniş bileti için gerekli şeyler olacaktır. Çok büyük bir değişim dalgası hazırlanmaktadır. Gezegenin kaderi ile bağdaşmayan her türlü insan eseri temizlenecek ve büyük arınma dalgası esecektir. İlahi Plan buradadır. Onlar yolu aydınlatmak, değişim enerjilerini demirlemek ve yeni çağın doğmasına yardımcı olmak için İnsan olarak bedenlenmişlerdir. Temizlenme süreci bir süre için, Dünya üzerinde yaşamayı neredeyse imkânsız kılacağından, Terra’nın sakini olacakları tahliye etmek gerekmektedir. Tahliye edilenler, yeni Dünya, Terra’da kolonileşmek üzere, fiziksel bedenleriyle başka bir bölgeye alınacaklardır. OPERATION TERRA 2- GERCEK INSAN OLMAK (1.7.1999) İnsan olduğunu sandığınız şey aslında müdehalecilerin değiştirdiği bir hibrit yaratıktır. Başlangıçta Adem tohumu tam ve bütündü. Yaşadığı her nereyse onun koruyucusu olmak üzere tasarlanmıştı. Kendisinden başka olanları da gözetmek ve sevmek gücü ile düşünce gücü vardı. Akaşik kayıtlara ve yüksek boyutlara ulaşmasını sağlayan eşsiz bir genetik yapısı vardı. Müdehaleciler de başlangıçta aynı tohumdandılar ama sapkınlık yavaş yavaş ilerledi. Nasıl olduysa, başkalarını sevmek ve gözetmek yeteneği bozuldu ve yerini korkuyla sonuçlanan yalnızlık duygusuna bıraktı. Bu korku hali içerisinde, herşey ve herkes tehdit eden, dolayısıyla kontrol edilmesi veya üstesinden gelinmesi gereken bir düşman olarak algılandı. Adem ırkının original tasarımının bu şekilde bozulmasından sonra karanlık bir spiral açılmaya ve Kaynak Yaratıcının Işığını kesmeye başladı. Baba’nın pekçok dünyasına yayıldı ve bu bozulma gitdiği heryere kaosu götürdü. Yaşam gücü presipte düzenleyen güçtür. Düzensizliği önleyecek şekilde hareket eder. Herhangi bir sistemde, o sistemle devam edemeyen bir enerji varsa, çözülür ve yapıtaşlarına ayrılır. Her sistemde bir düzenleyici güç yoksa, bir form da yoktur. Evrim gitgide daha komplex yapılar ve komplexliğe doğrudur. Düzensizlik ise karşı-evrimcidir. Komplex sistemlerden basite yönelir. Bu anlamda Düzenleyici Güç ile Düzensizlik Gücü birbirinin kaşıtı, dengeleyicisidir. Düzenleyici Güce, Yaşam Gücü, diğer Düzensizlik Gücüne ise Ölüm Gücü diyebiliriz. Müdehalecilerin yaptıklarına bakarsak yaşam gücünün aksine hareket ettiklerini görebiliriz. Onların Temel faaliyeti ayrılık tohumu ekmek, birlikte çalışmak yerine rekabet etmek ve genelde girdikleri sistemi parçalamaktır. Adem tohumu kendisini “bütündeki birey” olarak konumlarken, müdehalecilerin Temel ilkesi “herşeyin üstünde olan Kendisidir “. Yaratıcı, yaratımı kendisini yansıtması için yaratmıştır.Yaradan, yaşam gücünün kaynağı, ve Zihin matrixini çalıştıran ve şekil veren düzenleyici güçtür. Müdehaleciler orjinal tasarımı bozdukları için bize herşeyi asıl İlahi haline döndürme görevi verilmiştir. Dünyanın durumunda ise gezegeni ve üzerindeki canlıları, kader planlarındaki orjinal hallerine döndürme.. Gerçek İnsan yaratılışta özel bir durumdur. Yaradanın pekçok yönünü taşır. Eğer Dünya aslına dönüyorsa, yakında “Galaksinin Bahçesi” olarak ortaya çıkacak demektir. Ve gerçek insanlar da onu koruyan “Bahçıvanlar” olacaklardır. Operation Terra Dünyayı doğru kader yoluna döndürmeyi amaçladığı için, insanların da Gerçek İnsan olmaları için asıl hallerine döndürülmeleri gerekmektedir. Bu ne demektir. Bunu anlayabilmek için, neyin değiştiğine bakmak gerekir. Bütün bedensel işlemin kodlarını taşıyan DNA’nın yeniden düzenlenmesi ve orjinal Işık frekansını tutacak seviyeye geri yükseltilmesi gerekmektedir. Müdehaleciler tarafından yerleştirilen “Gölgelerin” temizlenmesi ve DNA’da taşınan ölüm, hastalık, ayrılık gibi düşünce formlarının yıkıcı etkisinin giderilmesi gerekmektedir. DNA’nın şu anda kullanılmayan, tam bilinçlilik bilgisini taşıyan bölümleri devreye alınmalıdır. Varlıkların Işık bedenleri görülseydi, Kaynağ’a kadar uzanan ve herşeyi birbirine bağlayan bir Işıktan iplikçikler ağı olduğu görülürdü. Bu bağlantılar Çakralar ve Akupunktur Meridyenleri olarak bilinen, bedenin subtil enerji kanalları vasıtasıyla yapılmaktadır. Bu enerji kanallarını düzenleyip tam devreye almak için temizlenme işlemi gerekmektedir. Bunun kaynağı da belli frekanslarda Ses ve Işık uygulamasıyla, kaybedilen bağlantıların yavaş yavaş yeniden sağlanmasıdır. Dünyada Ses ve Işık tekniklerini kullanan pekçok şifacı bulunmaktaysa da, bir çeşit “kalıntının” herşeyden ve insanlardan temizlenmesi onların kapasitesinin üsündedir. Operasyonun büyüklüğü herhangi bir bireyi veya örgütü aşmaktadır. Geçmiştekinden çok daha fazla ve yoğun Işık ve Ses enerjisinin verileceği zamanlar gelmektedir. Bunun etkisi gezegenin ve üstündeki canlıların orjinal halleri ile uyumlu olmayan şeylerin titreşimle gevşetilip salınmasıdır. Ultrason ile temizlenmeyi bilirsiniz, bu işlem ona benzemektdir. Ultrason temizlemede, kirlenmiş mücevher, temizleyici çözelti ile dolu bir küvete konur. Yüksek frekanslı ses dalgaları çözeltiden geçer ve kir’i titreşimle gevşeterek mücevher yüzeyini bırakması sağlanır. İşlem son derece güvenli ve değerlidir. Her yaşam formu, Yaradanın tacındaki bir mücevherdir. Orjinal kopyaya dönülmesi için bir emir bütün yaratılışa gönderilmiştir. Orjinal ile uyumlu olmayan herşey yeniden düzenlenecektir. Yaradanın ışığının mücevherden yansımasını önleyen bütün kirler, Aşk ve Yüksek frekanslı ses banyosunda temizlenecektir. Kaynağın enerjisi çok güçlü olduğundan direct olarak kullanılamaz. Bir dizi Lens ve Trafo ile gücü düşürülmelidir. Enerji istenen sonucun elde edileceği seviyeye kadar azaltılmaktadır. Okuyucu olarak siz ve gezegendeki her yaşam formu, yıllardır bu Aşk banyosunu almaktasınız. Enerjilerin seviyesi yavaş yavaş artmaktadır. 2x2=4 ve 4x2=8 .. 4 den 8e artış büyük değildir. Ama 8 adım sonra toplam 256 olur. Sonra 512 ve 1024.. Başlangıçtaki artış küçük iken, sonraları çok büyük miktarlara ulaşmaktadır. Eğer bu noktaları çizecek olursanız, bir noktadan sonra eğrinin dikleşip, sonsuza yöneldiğini görürsünüz. Şu anda tam olarak o durumdasınız. “Kritik bölgedesiniz” ve üstünüze yağan ve hızla artan enerjilerin etkilerini izlemek dışında hiçbir şey yapamazsınız. Televizyonlara, gazetelere bakarsanız her şey eskisi gibi devam etmektedir. Okul çocuklarının arkadaşlarını vurması, hava durumunun garipliği, yangınlar, fırtınalar ise yoldaki tümsekler gibi görülmektedir. Ancak alttaki subtil değişiklikler, haber olmamaktadır. Çocukların birbirini öldürmesi, gerçekte olanın dışa vurumudur. Dünyanın orijinal kopyasıyla uyumlu olmayan her şey, Dünya sisteminin dışına atılmaktadır. Bu davranışlar çok uzun zamandır örtülü hareket eden hastalık ve ölümlerin altta yatan nedenlerinin dışa vurumudur. Bunun sonuna gelinmektedir ama sistemi terk etmeden yüzeye çıkmaları gerekmektedir. Yaranın iyileşmeden önce, içindeki iltihabın dışarı akması gibi. İnsanlar garip şeyler olduğunun farkına varmaya başladılar. Belki konuşmaya çekiniyorlar veya gündelik aktiviteler zihinlerini meşgul ediyor. İlgilerini başka şeyler çekiyor ve şu-bu için endişe ediyorlar ama asıl endişe yüzeyin altında onları kemiriyor. “Neler oluyor” üzerine endişeleniyorlar, ama bunu başkalarıyla konuşmuyorlar dolayısıyla başkalarının da aynı şeyi yaşadığını bilemiyorlar. Medyanız sizi eğlendirmenin farklı şekillerini arıyor. Romalıları hatırlar mısınız? “Ekmek ve Arena” .. Toplumu infialden böyle uzak tutuyorlardı. Onları besleyip, eğlendirerek. Ama arenalarında insanla insanı, insanla hayvanı dövüştürüyorlardı. Bugünden çok farklı değil. Ama şimdi o yeterli olmayacak. Işık ve ses arttıkça, her şey yoğunlaştıkça, gezegeni süpüren dalgalarla baş etmeye çalışan halkı eğlendirme çabası, arka planda kalacak. Bilgisayar teknolojisinde bu biraz görülmeye başlandı, dediğimiz gibi artış geometrik olacak. Bu döndükçe hızlanan, hızlandıkça açılan bir spiraldir. Bazıları değişimi reddedecek. Değiştirmektense kavga etmeyi tercih edenleri bilirsiniz. Gerçekten bazıları, değişmektense ölmeyi isteyecek. Pek çok kişi bu yolu seçecek. Bilinki bu kimsenin yanlışı değildir. Onların planı böyledir. Ruhları, bu bedene gelmeden önce bu kararı vermiştir. Sadece bu bedeni bırakıp başkasını alacaklar ve derslerine devam edeceklerdir. Çok da büyük bir olay değil: hepiniz binlerce yıldır yapıyorsunuz. Diğerleri uzun yıllardır değişimi kucaklıyor. Teslim olma dersini öğreniyorlar. Karşı koymak yerine, yaşamın yönlendirmesini ve bu seçimin sonuçlarını kabul etmeye karar verdiler. Suçlamak yok. Onları, Televizyonlarda, Magazin dergilerinin kapaklarında görmüyorsunuz. Ama dünya sahnesinde yerlerini almaya hemen hemen hazırlar. Bunun için çok uzun zamandır hazırlanıyorlar ve gerçek insan formunun ilk sahipleri arasında olacaklar. Onlar, değişimin kabul edilmesi ve geçişin mümkün olduğu kadar şefkat dolu olması için insanlara yardım edecekler. Aktarılan Aşk’ın miktarı, sizi hayrete düşürür. Yaratanın Krallığındaki bütün seviyelerde pek çok varlık, bu geçişte size yardımcı olmak için bulunmaktadır. Onlar kendi kalplerinden sizin kalbinize daha fazla aşk akması için geçiş kapı’larını açık tutmaktadır. Onları görebilseydiniz, sayılarını bilebilseydiniz, ne kadar değerli olduğunuzun heyecanıyla dolardınız. Sizdeki gölgeler ne kadar güçsüz, ne kadar küçük olduğunuza sizi inandırdığı için bu durum oluşmuştur. Müdahaleciler sizi kendi amaçları için kullanmak üzere, size bunu yapmışlardır. Ancak siz, Yaradılış tacındaki bir gerçek mücevhersiniz. Yaratanın ışığını yansıtmaktan ve parlamaktan sizleri alıkoyan her şeyin sizden atılması için, Sizlere yüksek ses frekansını vermeye geldik. Sizi, AŞK banyosuna koyuyoruz. Yapmanız gereken tek şey hediyeyi kabul etmek ve buna teslim olmaktır. Gerçek İnsan olmak için, ne kadar güçsüz ve küçük olduğunuz fikrinizde ölmek zorundasınız. Kaynağa bağlanan Işık iplikçiklerinizden size akan bilgiyi kabul etmek zorundasınız. Sizin önemli olduğunu zannettiğiniz şeylerin, büyük yalanın bir parçası olduğunu keşfettiğinizde, duygularınızla uğraşmak durumundasınız. Ama yardım çok. “Bırak gitsin, bırak Tanrı dolsun”, erişmeniz gereken teslimiyet seviyesini gösteren güzel bir söz. Bizler Aşk’ı, korkusuzluk, Yaratana güven ve gerçeği arama isteği olarak tanımlıyoruz. Aşkın bu tanımına dayanarak, utanç ve suçluluk duygusunu bırakıp, olduğunuz aşk’ı almak için gerçek durumunuza ilerlemenizi istiyoruz. Size yardım için buradayız. Amen . Biz, Cennetin Ev sahipleri .. TERRA OPERASYONU–3: KORKU’YU BIRAKMAK (2.7.1999) Bu mesajda size şu anda Dünyada oynanan oyunun bir resmini çizeceğiz. Müdahalecilerin çalışmaları sebebiyle enerjiler birbirine karışmıştır. Biz bunları birbirinden ayırma ve her birinin doğru hedefe ulaştırılması ile görevlendirildik. Eğer mucize gibi görünen garip şeylerin olduğunu görürseniz, bilin ki bizler perde arkasında iş başındayız. Hava durumu zaten trajedik şekilde değişmektedir, seller, hortumlar, fırtınalar ve garip mevsimsel değişikliklerde bunu görüyorsunuz. Ancak bu, insanların düşünce ve eylemlerini emen Gezegenin, negatif enerjiden kurtulma çabasından başka bir şey değildir. Sadece, insan eylemlerinden kalan toplu kalıntıları atıp, böylece frekansını yükselterek, kaderindeki buluşmayı gerçekleştirecektir. Başka yollarla da “sallanmaya” başlayacaktır. Güneşin yardımıyla “Ateş’i” çıkacak ve insanda ateşin yaptığının aynısını, o ateş, gezegen yüzeyinde yapacaktır. Ateşin amacı bütün yabancı işgalcileri yakmak ( insan vücudundaki, bakteri-virüs gibi) ve dengeyi kurmaktır. Hava durumundaki değişiklikler, Dünyanın hastalıklarından kendisini temizlemesinin başlangıç belirtileridir. Bu süreçte başka belirtiler de görülecektir. Toksinleri atan bir deride kabarcık oluşması gibi, Volkanik ve Jeo-termik patlamalar da olacaktır. Bazı bölümlerin birbirleriye karşılaştıkları yerlerde biriken gerilimi atmak için, insanın soğuktan titremesi gibi depremler olacaktır. Güneş sisteminin geçtiği yerlerdeki enerjilerin etkisi hissedilecek ve yoğun Güneş patlamaları görülecektir. Bütün bunlar, Dünyanın Terra istasyonuna ulaşmak için yapması gereken temizlenme ve arınma işlemleridir. Bu zamanlarda Dünya yüzeyindeki her şey bunlardan etkilenecektir. Kaçınma imkânı yoktur. Şu anda yapay korunma araçları olanlar, bu araçları kaybettiklerini göreceklerdir. Her şey ve herkes etkilenecektir. Ancak içlerine dönenlere yardım vardır. Her birinizin içinde Kaynak’a bağlanmanızı sağlayan bir merkez vardır. Fiziksel gözle görülmez, hissedilir, ama oradadır. Meditasyon yapanlar bu hissin neye benzediğini bilirler. Bedenin belli bir bölgesinde değildir. Daha çok genişleme ve huzur hissidir. Meditasyon yapmıyorsanız, başlamak için iyi bir zamandasınız. Basit olarak, nefes alış ve verişinize dikkatinizi verin, nefesi takip edin, zihniniz başka şeye kaçarsa, tekrar nefese odaklanın. Bundan daha fazla bir tekniğe ihtiyacınız yok. Hep aynı yerde ve aynı saatte meditasyon yaparsanız alışkanlığa dönüşmede yardımcı olur. Bu şekilde sadece rehberlik ve sezgi almazsınız, aynı zamanda yeniden bağlanan Işık iplikçikleriyle gelen bilgileri de almak için pozisyon almış olursunuz. Hatırlayın, gelmekte olana hazırlanma imkânı yok. Görevli olduğunuzu düşünüyorsanız, bilgi akışında olduğunuz daha yüksek-kaynakla ilişkinizi kesin. Egonuz, bedenin korunması için programlanmıştır. O, korku ile harekete geçer. Güvenli bir yerde meditasyon yapın ve sadece dinleyin. Geleceğini bilmediğiniz bir şeye hazırlanamazsınız. Bu gelen Dünya felaketleriyle baş etmek için, nerede, ne zaman, nasıl olacaklarını bilmiyorsunuz. Eğer Kaynağa bağlanırsanız, yapmanız gerekene yönlendirilirsiniz. Korku ile harekete geçerseniz, zayıf seçimlerde bulunur, ektiğiniz şeyi biçersiniz, korktuğunuz şey başınıza gelir. Rezonans kanunu gereğince, korktuğunuz şeyi çekersiniz. Şimdi, Sizi korkutuyor muyuz? Güzel. Korku yükselir yükselmez, onu köklerine kadar izleyin ve o kökleri kaldırın. Bu, işin, üzerinde sizin çalışmanız, pazarlığı sizin yapmanız gereken tarafı. Hatırlarsanız, Biz Aşk’ı, korkunun yokluğu, Yaratana güven ve gerçeği bulmak için yaşamınızı gözünüzün önüne sermek olarak tanımlamıştık. Bütün bunlar el-ele gider. Ya korku içindesinizdir ya da Aşk içinde. Her an bu seçimi tekrar tekrar yapmanız gerekir. Bir doğum olacağı zaman, doğum anı yaklaştıkça, annenin ağrısı da artar. Dediğimiz gibi, katlanarak artan değişim hızının görüldüğü Kritik Noktaya ulaşmaktasınız. Dolayısıyla, Nefes almayı hatırlayın. Meditasyona, sakin zamanlara en yüksek önceliği verin ki, korkularınızı kökünden söküp atabilesiniz. Kalplerinde sadece sevgi olanlar –korku değil- yükseleceklerdir. Korkunun frekansı, Yeni Dünya Terra ile uyumlu değildir. Terrada yaşlanma, hastalık veya ölüm olmayacak. Bütün bunlar ifade edilmeyen korkuların sonucudur. En kuvvetli korku, ölüm korkusudur. Her korkunun altında, ölüm korkusu yatar. Pek çok gizli korku, şu yada bu şekilde toplumsal olarak kabul edilmemekle bağlantılıdır. Bu, İlkel toplumlardaki toplum desteğini kesmek veya açlıktan ölüme mahkûm etmeğe kadar giden toplumdan dışlanmaya denktir. Bu korku, Kaynağa bağlandığınızı hissettiğiniz zaman kaybolur. Gereken huzur ve güveni içinizde taşırsınız, böylece dışarıda olanlar tarafından idare edilmezsiniz. Sizin gibi düşünenleri bulup düzenli olarak grup meditasyonları yapın. Daha büyük bir hareketin, Kaynağa dönüşün bir parçası olma hissiniz güçlenecektir. Müdahalecilerden ve onların bu gezegene ve üzerindeki her şeye nasıl bir planla müdahale ettiklerinden bahsetmiştik. Bu basit uygulamalarla, onların yaptığı her şeyi kabul etmemeye başlayacaksınız. Size çok fazla bir şey yapmıyor gibi gelebilirsiniz ama bu güçlü bir isyandır. Hükümetlerinin değişmesini kızgınca isteyenler, çabalarını yanlış yöne yöneltiyorlar. “ Yukarısı nasılsa, aşağısı da öyledir” sözünü bilirsiniz. Bunun ikinci kısmı “ içindeki nasılsa dışarısı da öyledir”. Dünyanın sizin için güvenli bir yer olmasını istiyorsanız, kendi içinizde güvenli bir yer yaratmalısınız. Dışarıya yansımadan önce içinizde değişim olmalıdır. Hepinizin Gerçeğin Savaşçıları olma potansiyeli vardır. Gerçek şu ki, ölmeniz gerekmiyor, sizi her şekilde tatmin eden verimli ve uzun bir hayat yaşayabilirsiniz ve Kaynaktan asla ayrılmadınız ve ayrılmayacaksınız. İsa, sizden asla ayrılmadı ve yeniden dönmeyecek. Dünyanızdaki pek çok gelenekte var olan “ikinci geliş” inancı, sadece Kaynağa bağlı olmamanın, ayrılığın ifadesidir. Geliş sizinle ilgilidir: gerçekten kim olduğunuz – Yaratanın bir ifadesi- uyanışına geliyorsunuz ve de gerçek doğanız ve durumunuza. Siz, “ikinci geliş’siniz”, çünkü kaderiniz, çok önce olduğunuz hale geri dönmektir. Dışarıda bir kurtarıcının olduğu düşüncesi, Büyük Yalanın bir parçasıdır. Sadece bir Kaynak vardır. Sadece BİR YAŞAM, Yaradılışın her bir şekliyle, yaşanmaktadır. Yaratana, kendinizle ulaşabilirsiniz ve Yaradan’la bir olduğunuz zaman, kim olduğunuza da bileceksiniz. Amen. Biz Cennetin Ev sahipleriyiz. TERRA OPERASYONU 4- GEÇİŞİNİZİ DESTEKLEMEK ( 3.7.1999) Bugünkü mesaj, Sizi eviniz olarak gördüğünüz bu paylaşılan gerçeklikten çıkaracak farklı çıkış yolları üzerinedir. Hepinizin şimdi tek bir resim gördüğü doğrudur ama bu yavaş yavaş değişecek. Önce kolayca fark edilmeyecek, ama zamanın geçişiyle, değişiklik artarak fark edilecek. (* burada “ the passage of time” terimi kullanılmış : zaman koridorunda veya zaman pasajında fark edilecek gibi de tercüme edilebilir *) Çok fazla sayıda insan “ölüm” dediğiniz kapıdan (* portal *) geçecek. Az sayıda insan ise Terra’ya nakledilmek için gereken özellikler sahip olacak. Bunları biz, fizik bedenleriyle tahliye edeceğiz. Ötekiler, onların hala aynı gezegende yaşadığını zannecekler ama realiteler birbirinden ayrılacak ve farklı zaman kuşakları ortaya çıkacak. Herkesin farklı bir zaman kuşağı olacağından, pek çok kişi ortadan kaybolmuş gibi olacak. Ancak o kadar çok olay olacak ki, bu açık görünmezlik nadiren fark edilecek. Gündelik hayatın zorlukları ile çok fazla uğraşıyor olacaklar. Biz şimdi, yolu Terra olanların tecrübelerini anlatacağız. Aynı kader yolunu paylaşan insanlar birleşmeye başlayacaklar. Bu bütün zaman kuşakları için geçerlidir : denk frekansların rezonansı ikesi gereğince “herkes benzerini bulur”. Yabancı kişiler olarak tanıştıklarını, aynı evdenmiş gibi görmeye başlayacaklar. Geçmişten çok iyi tanıdıklarını ise birdenbire faklı dilleri konuşyormuş gibi hissedecekler. Gerçekten de öyle. Dil semboliktir, farklı kültürlerin farklı sembolleri vardır. Her grup diğerinden gittikçe ayrılacak. Çekme veya İtme gibi olacak. Bazı kişilere çekildiğinizi hissederken, diğerleriyle bağınızın koptuğunu göreceksiniz. Kimseye tamamen tarafsız olamayacaksınız. Sadece BİR YAŞAM olmasına rağmen, hala o BİR yaşamın her bir ifadesinin eşsiz/tek veçhesi vardır ve bunun için aynı anda hepsiyle tanımlanmak yerine büyük aile gruplarına yönelinecektir. Kaderi Terra olanlar, bu Mesajlarla kuvvetli rezonans hissedecekler. Söylenen her şeyi anlamasalar bile, içlerinden doğru olduğuna dair güçlü bir titreşim alacaklar. Kendinizi ya evet derken yada iterken bulacaksınız. Arası olmayacak. Yolu Terra olanlar, 3 dalga şeklinde bu metinlere çekilececktir. Birinci dalga, Ruh seviyesinde yeni Dünyanın mimarları, inşa edicileri arasında olmak kararını veren Lider olanlardır. Onların Ruhları, bu görev için teçhizatlanmıştır. Bütün bu kararlar Ruh seviyesinde verilmiştir. Bunu ne yapsak daha fazla vurgulayamayız. Kimse Terra’ya gitme hakkını kazanamaz. Kişi, Ruhunun bir kısmının uygun ifade ve deneyim alanı isteğiyle Terrayı seçmiştir. Gerçek özgür irade, her şeyin bilindiği Ruhsal seviyede vardır. Gözü bağlı bir kişiden dersinin çizilmesini istemek gülünçtür ve beden içerisinde Yaradanla Birlik durumuna daimi olarak erişmemiş herkesin, aslında gözleri bağlıdır. Sadece tam olarak uyananlar ve kendi ruhları ile aynı hizada olanlar yapılan seçimin mantığını bilebilirler. Henüz tam bilinçli değilsiniz, ama bu geçiş aşaması tamamlanmadan olacaksınız. Terra yolculuğunu yapmak için, uygun titreşim seviyesine sahip olmayan her şey, sizden çıkarılacaktır. Frekansınız arttıkça, Varoluşun daha yüksek seviyelerine ulaşabileceksiniz. Bu başladığında size garip gelecek, çünkü Yüksek Realiteler sizin alışık olduğunuz gibi katı değillerdir. Daha çok, katı sınırları olmayan bir “sıvı” gibidirler. Eğer bir bilinç-akışı yazısı okumuşsanız veya şeffaf rüya görmüşseniz, neden bahsettiğimiz hakkında bir fikriniz olabilir. Yani aynı anda iki ayrı şeyi deneyimleyeceksiniz. Terra ile uyumlu olmayan şeylerin atılması ve bir sonraki realitedeki şeyleri gerçekleştirme yollarının ortaya çıkışı. Önce onlar size tuhaf gelecek ama nefes alırsanız ( ve nefes almaya devam ederseniz) ve realite hakkındaki fikirlerinizin gitmesine izin verirseniz, daha kolay atlatabilirsiniz. Terra’da “yeni başlayanların Zihni” ile düşüneceksiniz. Önce olanları referans almadan, gitmek istediğiniz yeri planlamadan, olduğu gibi gideceksiniz. Her bir hareket her ikisinin, hem önce olanın, ve daha sonra olacak olanın tohumunun bir sonucu olacak. Her an, tamamlanması için gerken ne varsa onu içerecek, ama hangi yola gittiğinizi size söyleyen bir dış referans olmaksızın akan daimi bir hareket olacak. Bütün süreciniz, merakınızdan başka hiçbir şeyin sizi yönlendirmediği, bir gerçeklik yaratımı olacak. Adeta “ bu yoldan, bu yoldan” diye size işaret eden görünmez bir el olacak ve siz teredüt etmeden o yoldan gideceksiniz. Çünkü iç sesiniz bunu yapmanın doğru olduğunu size hissettirecek. Nereye gittiğinizi veya sonuçlarının ne olacağını sorgulamayacaksınız. Tam bilinçli, neyin olması gerektiğine veya kim olduğuna dair sabit bir fikri olmayan ve an’ın içinde daima kendisini keşfeden uyanık, güvenilir birisi olacaksınız. Bazı şekillerde bildiğinizden farklı olmayacak. Ruhsal yolda ileri gidende, daha az bir ben algısı olacak. Nasıl ve kim olmanız gerektiğine dair aldığınız bütün eğitimi bırakacak, yerine, deneyimlediği her an içinde tamamen güvenilir, şımarmamış bir çocuk kadar masum olacaksınız. Gelecek, şimdi ve geçmişte olanlarla ilgili hatırlamada zorluk çektiğinizde, hafızanız gitmeye başladığında, bunda bir yanlışlığın olmadığını size söylemek istiyoruz. Daha az plan yapacaksınız, çünkü bir plan yaptığınızda olayların değiştiğini görecekiniz ve bir sonraki dönüşü ikinci kez tahmin etmenin yararsız olduğunu fark edeceksiniz. Bu olması gerekendir. Ruhunuzun istediği gibi daha güvenilir oluyorsunuz, ve sadece şartlı tepkilerinizi atıyorsunuz. Vücüdunuzda olmayacak yerlerde, görünüşte bir mantığı olmaksızın ortaya çıkıp kaybolan garip hisler duyacaksınız. Bazı yerlerde surpriz yumuşaklık, hassaslık hissedebilirsiniz. Bütün bunlar enerjinizin temizlenip, düzeltildiğinin işaretidir. Kablolarınız bir süredir karışmıştı. Şimdi de devreleriniz onarılıyor ve yaşam yeniden akmaya başlıyor. Bu olduğunda, durgun enerjinin bulunduğu blokajlı bölgelerde kendisini sıcaklık veya ağrı olarak dışarı vuran tıkanıklık hissedecaksiniz. Bu noktalara parmaklarınızı dokunarak süreci kolaylaştırabilirsiniz. Sadece enerji blokajının çözülmesini isteyerek yumuşakça dokunun ve bırakın enerji yavaşça oraya aksın. Tecrübe ettikçe, enerjinin hareket ettiğini ve akışa geçtiğini hissedeceksiniz. Meditasyonun öneminden bahsetmiştik. Kaynakla düzenli bağlantı için yar ve zaman ayırmanızın ne kadar önemli olduğunu anlatamayız. İster bunda yeni olun, ister eski, içinizi dinleme alışkanlığı geliştirmeniz çok önemlidir. Yaşamınız, içinizde yavaşça sizinle konuşan iç suflörünüzü işitmenize bağlıdır. Devam ettikçe bu yeteneğinizi geliştirecek teknikler vereceğiz ama şimdilik sadece varmanız gereken yere gitmeniz için başka her şeyden daha önemli olduğunu hatırlatalım. Meditasyona ek olarak, Kendinizi yeterince Sevmeyi ve Aziz tutmayı ruhsal yaşamınızın merkezi yapmak çok önemli. Yaptığınız her şey bunu desteklemelidir. Bu evinizde gizli bir köşe yapmanızı gerektiriyorsa yapın. Kaderinize erişmek için –resim, mum, mobilya, kumaş- görsel olarak hatırlatma yapacak her şeyi kullanın. Daha fazla zaman için aktivite dolu yaşamı sadeleştirmeyi, yolunuzu temizlemeyi isteyeceksiniz. Banyo’lar daha alıcı olmak, dinlenmek için iyidir. Bitkisel yağlar yardım eder. Dikkatinizi içinize çeken her şey yardımcıdır. TV’yi kapatmak da büyük bir yardımdır. Bu zamanda size seslenmemizin sebebi, sıradan Dünya insanından, muhteşem yaratık –Kainat’ın Çocuğuna- geçişinizde size yardım etmektir. Bütün bu mesajlar gerçekten önemli olana sizi yönlendirmek arzusunu taşımaktadır. Bütün eylemler, düşünceler ve niyetler, ki hepsi tam üstatlığa dönüş için destektir, sadece Terra’ya yerleşecek olanlar içindir. Dünya planında işler büyüdükçe, dikkatinizi kaçıracak pek çok şey olacaktır. Her çeşit dram yaşanacaktır. Eğer dramlara yakalanmamak için araya mesafe koyarsanız, Terra’ya geçişiniz daha yumuşak olacaktır. Medyanız dram yaratmakta ustadır. Dram, satar. Korumaktan ziyade tüketime dayalı olan bir Dünyada, trajediler insanı aşağı çekmek için büyük rol oynamaktadır. Her şey parçalanıyor gibi görünecek ve hissedilecektir. Kafası kesilmekte olan tavukların feryat etmeleri gibi, kendisini tehlikede veya risk altında hissedebilirsiniz. Ama siz tavuk değilsiniz. Sizler, Kartal’sınız. Süzülerek yükseleceksiniz. Başkaları yerde kırıntıları gagalarken, siz ziyafet masasında yerinizi alacaksınız. Bunu şimdi anlatıyoruz, çünkü yakında algı ekranlarınız trajedi ile dolacaktır. Dramla bağınızı kopartın. Her şey göründüğü gibi değildir. Vücudunuzun temizlendiği gibi, Dünyanıza da aynısı yapılacaktır. Her şey İlahi Düzen dahilinde ve olması gerektiği gibidir. Dünyanızın bedeni bölgesel temizlenmeyi yaptıkça, oradaki donmuş düşünceler açığa çıkar. Gözlerinizin önünde oynanan insan deneyimi, sizin klasik yaz piyeslerinizin biraz farklı bir gösterimidir. Kendi alanınızı yaratmayı unutmayın ve histeriye yakanmayın. Hortumun gözü gibi, fırtınanın ortasında sakin kalın. Bunu kimse size sağlayamaz. Yardım alabilirsiniz ama almak için iç sığınağınızda olmalısınız. Eğer istiyorsanız bırakın fiziksel duyularınız çevrede olanları görsün, işitsin ama duyularınızı derininizdeki “siz’e” çekin. Kendinize verebileceğiniz kadar sessiz zaman verin. İçinizi dinleyin, dinleyin, dinleyin. Artan kaosun gürültüsünden uzak durun. Gürültü arttıkça, siz daha da sakinleşin. Medyanın her çeşitinden uzak durun. Dışarıda korkudan, kaostan başka bir şey yok. En ilginç insan hikayelerinin merkezinde bile birbirinden yabancılaşma hissi vardır. Başkalarının yaşamını mikroskop altındaki mikroplar gibi inceliyorlar. Sizin trajediye yakalanmanız için duyguları yükseltiyorlar. Manipule edilmiş gerçeklikten kendinizi kurtarın. Günün haberleri için, içinize dalın. Bilmeniz gerekeni, içinizdeki istasyonun anlattığını göreceksiniz. Amen. Biz, Cennetin Ev Sahipleri.. TERRA OPERASYONU 5- BİR TERRA TURU (4.7.1999) Bugün sizi bir Terra turuna almak istiyoruz ki böylece hedefiniz hakkında bir fikriniz olsun ve Terra topraklarında kendisini ifade eden varlıklara dönüştükçe kendinizdeki değişimleri fark edebilin. Turumuza Terra’yı göğündeki mavi inci gibi gördüğünüz uzaydan başlayalım. Ona baktığınız anda aşkla dolarsınız. Hayal edebildiğinizin ötesine parlayarak, dünyasal olmayan bir ışık yayar. Fiziki gözler mavi-beyaz bir yıldız gibi görebilir ama gerçekliğin ince seviyelerini görenler için neşeyle ışık yayar ve aşk frekansında çalışanları kucaklar. Ondan gelen sıra dışı ışık akımları yansıma değildir, ışığı yayımlamaktadır. (hepiniz de ışık yayanlardan olacaksınız). Bir ses duyarız. Kürelerin müziğidir, aşkın. Kozmosdaki yeri ile tam uyumlu olan her gezegenin çıkardığı sestir bu. Şu anki zihninize göre tam bir cennet sesidir. Orada olduğunuzda cenneti yaşayacaksınız : şu anki gölgeli farkındalığınız bir an için cennette olduğunuzu deneyimleyecek. Yaklaştıkça gezegenin yüzeyinde bulunan her şey bizi çarpacak: ağaçlar, kuşlar, okyanuslardaki balıklar, hatta havanın kendisi huzur, barış ve güzellik yayıyor. Çeşitlilik içinde Uyum temasının taçlandırılmasıdır bu. Bu realitedeki her atom tam bilinçlidir, başka her atomun farkındadır ve bütünle bilinçli işbirliği yapmaktadır. Sanki pek çok sses muhteşem bir şarkıda birleşmişlerdir. İşbirliğinin ne kadar yaygın olduğunu göstermek bakımından, gelecekte bir an yanından geçmekte olduğunuz ağacın meyvesını canınızın çektiğini varsayın. O ağaç o anda çiçek açar ve meyvesini öyle şekillendirir ki, meyve mükemmel bir olgunlukta elinize düşer (aslında bu tür şeyler şimdi de olmaktadır ama hat’ta çok parazit olduğundan farkına varamıyorsunuz, her şey daima mükemmel bir şekilde koordine edilmiştir ve edilmektedir). Terra’da her şey sınırlanamaz mükemmelliğin bir ifadesidir. Her şey en üst fiziksel ifadeye doğru büyür ve yükselir. Burası fiziksel bir dünyadır. Şimdi yaptığınız şeylerin benzerlerini orada da yapacaksınız ama en mükemmel şekilde. Hala yemek yiyecek, sevişecek, uyuyacak, meditasyon yapacak, yani sizi mutlu eden şeyleri yapacaksınız ama sizden bir şeyler almaya çalışan ekonomik sistemin koşulları ile sınırlandırılmadan. Terra’daki mükemmel işbirliğinde, her parça diğer parçaları destekler. Yoksulluk, hastalık ve ölüm yoktur. Bir meyveyi yediğinizde sizinle birleşir ve siz olur, yani ölmez sadece form değiştirir. Hepiniz ölümsüz varlıklar olacaksınız. Form da değiştireceksiniz ama bunu ölüp- yeniden doğma ihtiyacı duymadan yapacaksınız. Olgun bir formdan diğerine geçiş yapabileceksiniz. Terrada doğan çocuklar da olacak. Aileler olacak. Ama doğan çocuklar, 3. Boyuttaki araçları ölen ve 4. Boyut varoluşu için gerekli niteliklere sahip ruhların projeksiyonları olacak. Birkez 4. Boyuta doğduklarında, bir daha asla tekrar ölmeyecekler. Sadece hizmetin ve deneyimin başka gerçekliklerine taşınacaklar. Terra’daki üretim hızı, bütünle uyumlu olarak ayarlanacak. Bütünle uyumlu olmadan tek bir yaprak, meyva, çocuk gelmeyecek. Fazla yada eksik hiçbir şey olmayacak. Ve Tam zamanında olacak. Önceki mesajda dediğimiz gibi içsel bilişiniz neyin doğru olduğunu gösterecek. Terra bütün formların, onun bir parçası gibi mükemmel çalıştıkları dev bir organizma gibi çalışacak. Bazı şeyler bildiklerinizin daha mükemmel şekilleri, yükselmiş şekilleri gibi gelecek. Sevişeceksiniz ama doğru an gelmemişse çocuk yapılamayacak. İstenmeyen sonuç korkusu olmadan seksüel ifadenizi özgürce keşfedeceksiniz. Terra’da ölüm yada hastalık olmayacak, istenmeyen durumlardan korunma ihtiyacı olmayacak. Her şey bütünle uyum içinde gelişecek. İstediğiniz her şeyi yaratabileceksiniz ama Siz sadece bütünle uyum içinde yaratmayı isteyeceksiniz. Terra, Galaksinin bahçesi, Galaksinin çeşitli kültürlerinin birbirlerinden çok farklı biçimlerde olan başkalarıyla uyum içinde yaşayacağı bir “okul” olacak. Terra yaşamı için gerekli niteliklere sahip olan her çeşidinden varlığın oluşturduğu farklı topluluklar olacak. Her topluluk kendi kültürel tercihlerini yaşayacak. İsteyen herkes bu farklı “köyleri” gezip, Galakside var olan farklı kültürel renkleri deneyimleyebilecek ve onların birbirleri ile nasıl uyum ve barış içinde olduklarını görecek. Terra, Galaksinin, en azından onun pozitif 4. boyut bölümünün, tacındaki mücevheridir. Burada enerjisi Terra’ya uygun olmayan yaşam formlarının girmesini önleyen frekans engeli bulunmaktadır. Hastalık yapan organizmaların olmama sebebi budur. Düzensizlik ve ölümle çalışan negatif kutup ifadeleri ve bu organizmalar, düşük frekans varlıklarıdır. Negatif kutbu seçenler, hastalık ve ölüme sürükleneceklerdir. Ama onların yaşamak için kendi Dünyaları olacaktır. Terra onlar için müsait olmayacaktır. Peki siz kendi kendinize ne yapacaksınız ? Çok seyahat edeceksiniz. Bir topluluktan başkasına ve Galaksinin bir bölgesinden diğerine.. Terrada trajedi olmayacak. Şu anki durumunuza göre çok uysal olacak. Dağ olmayacak çünkü dağlar, toprak tabakalarının çarpışması ve gerilimi ile oluşur. Yüzey düz ve çok güzel bahçelerle kaplı olacak. Atmosfer bile dengeli olacak. Yumuşak yağmurlar olacak, şimşek olmayacak. O tür görüntülerin olduğu başka yerlere, yalnızca heyecan tatmak için gideceksiniz. O Gezegende yada başkasında sizi mutlu eden ne ise onu özgürce yapacaksınız. Sizin kendi bireysel yolunuz veya deneyiminiz hakkında ayrıntılı konuşamayız çünkü her biriniz eşsiz ve tek’siniz. Tercihleriniz de size özgü ve tek’tir. Kendi yaşamınızın tam doğasını yaşayacağınız genel terimlerle konuşabiliriz. Yaradan bile surpriz yapılmasından hoşlandığı için, bu, gerçekliğin bütün seviyelerinde geçerlidir. Yaradanın, çok sayıda form içinde, kendisiyle saklanbaç (*saklan-ara-bul*) oynamasının sebebi budur. Daima ortaya serilen bir gizem olacak ama kimse sonuna ulaşamayacaktır. Yaratılış sürekli kendisini doğurduğu için tecrübe edilecek olasılıkların sonu yoktur. Fraktal tasarım gibidir. Fraktalın her parçasında yine kendi şekli ortaya çıkar ve aynısını yapmaya devam eden öteki parçalarını büyütür. Yaradan da fraktal gibi yaratır. Bütün olasılıklara izin veren en basit ifadedir. Yaratılıştaki her nokta fraktaldaki tohum gibidir. O tohum, Yaradanın kendisini sonsuzca ortaya çıkardığı, yeni dallar yarattığı bir yer olur. Sizin her biriniz, bu tohum noktasınız, gerçekliği ortaya çıkaran bir birlikte- yaradansınız. Bunları daha sonra yine anlatacağız. Sonunda, bilmeden yapacaksınız ama önünüzdeki geçişte sizi destekleyecek şeyleri kalbinizde ve aklınızda tutmanız için sizlerle paylaşıyoruz. Her mesaj bir öncekinin üzerine bir spiral gibi çıkacaktır. Evrimin şekli spiraldir (Karşı evrimin şekli de spiraldir ama sonsuza yayılacağına, sonsuzca küçülür, küçülür ve öyle bir nokta haline gelir ki ya tamamen yok olur yada yeniden büyümeye başlar). Gelen ışık frekanslarına verdiğiniz tepkiye göre günlük yaşamınızdan yükseleceksiniz. Randevu saatinde bunu yapabilmek için kendiniz inşa ediyorsunuz. Bu hücrelerinizde kodludur, hücre hafızanızda bulunmaktadır. Bu nedenle, Terra’ya giden yolu kazanamazsınız. Şu anki bedeninize girmeden önce, hedefiniz için tercihinizi yaptınız. Eğer birileri yol işaretini kaçırıyorsa veya mesajları almıyorsa, bunu onun ruhunun yaptığı bir seçim olduğunu düşünün. Tesadüf-kaza yoktur. Her şey varlığınızın en yüksek seviyelerinden kontrol edilmektedir, ama dediğimiz gibi, Yaradan surpriz yapılmasını sever, ortaya çıktığında göreceksiniz ki sadece yapmayı planladığınız şeyi gerçekleştiriyorsunuz. Yaşam sürekli ortaya çıkan bir yolculuktur ve bu durum Terraya vardığınızda değişmeyecektir. Kendi eşsiz ifadenizi keşfetmeye devam edeceksiniz ama bütünle bilinçli bir uyum içinde. Kendi yaratıcı güdüleriniz ve merakınız sizi teşvik edecek. Ne mükemmeliyet tarafından uyuşturulmuş ne de can sıkıntısından ölecek gibi olacaksınız. Aksine en sonunda yaratmada tamamen özgür olacaksınız ve yarattığınız da Yaradılışın size ait olan bir dalı olacak. Sizden barış, onur ve kutsama ile ayrılıyoruz. Amen . Biz, cennetin ev sahipleriyiz. TERRA OPERASYONU 6- REALİTELERİN BİRLEŞMESİ (5.7.1999) Bugün “eve dönüş” ve tam bilinçliliğe seyahatinizde tecrübe edeceğiniz bazı şeyler hakkında konuşacağız. Şimdi gerçekten evinize, gerçek Benliğinize geri dönüyorsunuz ve bu yüksek realiteler sizlere açıldıkça, başkalarına açıklayamayacağınız tuhaf şeylerle karşılaşacaksınız. Size onlar nomal gelecek ama sosyal şartlandırma, onları “tuhaf” olarak etiketleyecek böylece bu konuda bazı korkularınız olabilecek. Korkunun ötesine, sevgiye geçmekten bahsetmiştik, bugün de aslında korkacak bir şey olmadığını söylüyoruz. Sadece bu et’ten elbiseyi giymeden önceki yolunuza dönüyorsunuz. Başlangıçta her şey Komik bir “ çorba” gibiydi. Her şey tanımlı bir formu olmayan bir “sıvıydı”. bilim adamlarınız elektromanyetik alanları kullanarak plazma yarattıkları zaman bu “çorbaya” yaklaştılar. Çorba, zeki enerji alanıdır ama bir şekli yoktur. Bu zeki çorbadan bütün formlar ortaya çıktı: var olduklarını biliyorlardı ama kendilerini yansıtamıyorlardı. Bu durum, varlık düzeninde daha sonra görüldü. Çorbada her şey bir potansiyel halindeydi. Onları göremiyordunuz, çünkü potansiyel olarak varlardı pek çok olasılığın içinde bir olasılık.. Fraktalları dün hatırlatmıştık. Mesela “kahvaltıda ne yiyeyim” kararını ele alalım. Kahvaltıda pek çok şey yiyebilirsiniz. Evinizde bir şeyler hazırlayabilirsiniz veya restoran gidip menüden de seçebilirsiniz. Pek çok olasılık vardır. Bunlar karar noktalarıdır. “Evet” , “Hayır”, “Belki’nin” dışında pek çok olasılık vardır. Her bir karar, başka bir karar noktasına götürür. Neyse, bu “kahvaltı” kararınızın bir parçası olarak yumurta yemeye karar verdiğinizi varsayalım. Şimdi başka bir karar noktasına gelirsiniz : Yumurtayı nasıl pişirirsiniz ? “çırpılmış” , “ çılbır”, “rafadan” veya “çok pişmiş” .. O kararı aldıktan sonra da başka kararlar önünüze çıkar. Yumurtayla beraber ne yersiniz ? Ve bu karar, yumurtayı nasıl pişirdiğinize bağlıdır. Çırpılmış yumurtaya belki soğan, süt katabilirsiniz. Pişmiş yumurtaya karabiber, tuz. Bu örnek, olası bir kararlar kümesinin sizi nasıl başka olası kararlar götüreceğini gösterir. Bilgisayar programcıları bunları “mantık dalları” olarak tanımlar. Bu yoldan (çırpılmış), şu yoldan (rafadan) veya o yoldan (çok pişmiş) gidebilirsiniz. Sonra birisi diğer kapıları dışlayarak bir kapıyı seçtiğinde, öteki dallar ortaya çıkar. Fraktal tasarım grafiklerinde bu kolayca görülür. Başlangıç noktası, değerler belli sınırlar içinde kalmak kaydıyla, sonsuz dallar üretir. Fraktalar sonsuza kadar devam edebilir. Yaradılışın Kozmik Çorbadan kendisini ortaya çıkarma şekli budur. Hemen bir dizi olasılık veya potansiyeli ifade eden dallar oluşur. Her zaman var olan olasılıkların içinden birisi için karar verilir, o karar noktası da yeni bir dizi olasılığın başlangıç noktası olur. Bir dizi olasılığın içinden her şey böyle başlamıştır. Dolayısıyla, başlangıç noktası özetlenir. Buna “tekrarlama” denir. Matematikçiler tekrarlama ile komplex problemleri çözer. Yaratılışta tekrar serileriyle (sikluslar), sonsuz sayıdaki karar noktası veya dalları keşfedilir. Peki diğer noktalara, dallara ne olur? Yaradan onları da açar. Ama çırpılmış, rafadan, çok pişmiş yumurtaların hepsini nasıl tadabilirsiniz ? Yaradan bu sorunu, bütün seçenekler için ayrı bir realite yaratarak çözer. Sizin bir ifadeniz “çırpılmış yumurtayı” seçerken, “sizin” öteki seçenekleri seçen başka ifadeleriniz de var olur ve hepsi kahvaltı yapmaya devam ederler, ederler, ederler… Fraktal tasarima bakarsanız Yaratılışına nasıl ortaya çıktığını anlarsınız. Her dal, başka bir dala götürür. Tecrübe edecek ne kadar farkındalık noktası varsa, o kadar da realite vardır. Bütün olasılıkları yaşayacak kadar çok sayıda “Siz’in” ifadeniz vardır. Siz, Yaradanın bir ifadesisiniz. “İfade eden Yaratıcı” olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Yaratıcı (Yaratıcı varlık), belli sınırlar veya parametreler içinde aslında sonsuz sayıda olan BÜTÜN dalları deneyimlemek (veya keşfetmek) ister. Biz bu sınırlara “Evrensel Kanunlar” deriz. Bunlar sizin hükümetlerinizin kanunları gibi değildirler. Varlığın bütün seviyelerinde, yaratılan bütün realitelerde geçerlidirler. Bu kanunların belli frekans bantlarına ( yoğunluklara veya bazılarınızın dediği gibi “Boyutlara” –ki yoğunluk daha doğru bir terimdir) uygulanan alt- grupları vardır, ama gerçek “Evrensel Kanunlar” bütün evrende geçerlidir. bilim adamlarınız bütün teorileri birleştiren, bütünü daha da kapsayan teorileri araştırmaktadır. Evrensel Kanunlar, bütün Yaratılışın sadeleştiği Büyük Birleşik Kanununun alt-kanun gruplarıdır. Onlar bütün maddesel maddelerde kodludurlar ve tam ayarlı bir zihin ile erişilebilirler. Şu an kendinizi bir “Deri Çanta” olarak deneyimliyorsunuz. Ama ondan çok daha fazla olan bir siz vardır. Gerçek “Siz” , Yaradanın kendini tanımlamasından “ayrıldığında” veya sizin ruhunun yaratıldığında ortaya çıkan potansiyellere ait karar dallarının hepsinde, aynı anda, kendisini ifade etmektedir. O, Yaratıcıdır, Yaradanın bütün yönlerini taşır, ama aynı zamanda Yaradandan biraz farklı bir şekilde kendisini deneyimlemektedir. O Yaradanın daha bir bireyselleşmiş veya özellikli bir veçhesidir. Bazen orijinal numune (* archetype *) de denilen o, belli konularda “uzmanlaşmıştır”. Ancak, Evrensel kanunların parametreleri içinde, bu bireyselleşmede bile ortaya çıkan sonsuz sayıda potansiyel vardır. Yani pek çok realiteyi keşfeden çok sayıda “yaşamlar” yarattığınızdan, Ruh seviyesinde bayağı meşgulsunuz. Aslında bu realiteleri keşfetmek için kendinize milyarlarca yıl vakit verdiniz ama şimdi bu döngü sona ermektedir. Yeni yaratılışı çizmek için eskisini ekrandan silmek, “Yenilenme” tuşuna basma zamanı gelmiştir. Siklus’lar kısmını başka zamana bırakalım. Şimdilik mümkün olan bütün olasılık kümesinin tüketilmeğe yakın olduğunu bilin: o yaşamların sonlanma zamanı gelmiştir ve bu küme, başka bir küme için kapatılacaktır. Tiyatro oyunu bittiği zaman sahne boşaltılır. Sahnenin şu an durumu budur. Sahne kapatılacak ve yerini bir başkasına devredecektir. Keşfedilen bütün paralel realiteler sona erecek ve başka bir olasılık kümesi için yeni yerleştirme noktası olacaktır. Her zaman işlemin başlangıcını işaret eden, tek bir tohum noktası vardır. Aynı zamanda bu sürecin mantıklı bir son noktası da vardır. Bunlara ALFA (Başlangıç) ve OMEGA (Bitiş) dersiniz. Neredeyse Omega noktasındasınız ve yakında yeni bir Alfa Noktasını deneyimlemeye başlayacaksınız. Arada hiçbir şeyin olmadığı bir SIFIR noktası vardır. Belki şimdi, zamanın tamamında var olmayacağınızı öğrenmek sizi şaşırtmıştır. Aslında pek çok kez bir saniyeliğine yanıp, söndünüz (*göz kırpıp, açtınız*). Sinema filmleriniz de ayrı film karelerinden oluşur, hareket etmez, ama salondaki perdeye yansıtıldığında parlayıp sönen o kareler hareketli görünürler. Sizin katı ve sürekli görünen realiteniz de aslında durağan resimlerden –hologramlardan- oluşmuştur, öyle çabuk parlayıp sönerlerki bu sönme zamanlarını algılamaz, devamlı akan bir realite görürsünüz. Devamlı değildir, dolayısıyla Sıfır Noktası yeni bir şey değildir ama temsil ettiği şeyden ötürü anlamlıdır. Bir çerçeveden diğerine basit bir hareket yerine bu Sıfır Noktası, “Kuantum An’ı” olarak tanımlanan başka bir deneyim realitesine atılan dev bir adım olacaktır. Yaratılış sonlanacak ve bir sonraki “çerçevede” yeniden yaratılacaktır. Yeni olasılık “kümesiyle” yeniden tohumlanacaktır. Alfa Noktası ile Omega Noktası arasındaki anda, hiçbir “şey”, hiçbir yerde bir realite tezahür etmeyecektir. Sadece Yaradan, bütün her şey onda saklı bir potansiyel halinde, mükemmel dinlenme halinde olacak.. Şimdi deneyimlediğiniz “siz”, aslındaYaradanın ifade edilen kısmı olan “Hep olanda” (* All that is *) bir farkındalık noktasısınız. Keşfedilen dallara bağlı olarak, sonsuz sayıda bu gibi noktalar vardır. Ancak Omega Noktasının öteki tarafında yaratılmak üzere olan yeni “kümenin” “tohumu” olacak sadece BİR “Siz” olacaktır. Öyleyse, öteki bütün realitelerde kendisini deneyimleyen diğer “sizlere” ne olur? Bir yaşam sonlandığında olduğu gibi, sizin Ruhunuza geri dönüp birleşecekler. Ama bu satırları okuyan “siz”, yeni realiteye geçen olacak, yani ruhunuzun gözleriyle “görmeye” başlayacaksınız. Sizin diğer kısımlarınızın veya veçhelerinizin keşfettiği öteki realiteleri gitgide daha fazla görmeye başlayacaksınız. Bu mesajı okuyan “sizin” bakış açısına göre, o öteki ealiteler sizinle birleşiyor veya sizin oluyor gibi gelecek. Kültürünüzde veya literatürde bunu size açıklayabilecek hiçbir şey yoktur. Size bu mesajları vermemizin sebebi şu anda neler olduğunu ve “delirmediğinizi” söylemektir. Hatırlayın, nefesinizin farkında olmanızı söylemiştik. Nefesinize şimdi dikkat edin. Şimdi, derin bir nefes alın. Farkı hissedin. Bu bilgiye Egonuz yada kişiliğinizden gelen “ama, ama, ama” tepkisi sınır koyar. O söylediğimiz şeylerin büyüklüğü karşısında yaramazca protesto etmektedir. Egonuz bedeniniz ve ruhunuzu bir arada tutmak için tasarlanmıştır, dolayısıyla kulaklarınız “son” kelimesini duyduğu an korku olarak ortaya çıkan “koruma modu” devreye girer. Algılanan tehlike durumu değerlendirilip, tanımlanıncaya kadar bütün sistemler “kırmızı alarma” geçer, nefes hızlanır, sığlaşır. Nefesinizin hızlandığını, sığlaştığını hissettiğinizde, derin nefes alın, egonuza ve vücudunuza güvende olduğu mesajını gönderin. Bu çok önemli. Kendi kendinizin güvenlik duygusunu yaratmayı öğrenmelisiniz, çünkü başka türlü korku merkezinden gelen tepki ile hareket eder, kötü kararlar verirsiniz. Yaratılışın bu siklusu tamamlandığı için size hediye edilen değişikliklere uygun tepkiyi gösteremezsiniz. Paralel realiteler, birleşecektir. Bir süredir bunu zaten yavaşça yapıyorlar ama bu süreç hızlanacak. Bunların hepsi Omega Noktasına yönlenecek, Sıfır Noktası üzerinden Alfa Noktasına geçilecek. Hepsi yüksek seviyeler tarafından kaynaklanıyor ve yönlendiriliyor ve sizler bunu anlamak zorunda değilsiniz. Bu gezide yolcusunuz, pilot değil. Nefes. Meditasyon. Kabul. Gevşeme. Bütün zamanların en muhteşem, büyülü, gizemli gezisindesiniz. Zevk alın. Büyük bir mağazanın önünde, bütün istediği şeyleri pencereden seyreden bir çocuk gibi olun. İstek duygunuzu geliştirin. Mantıklı analist yanınızı dinlendirin. Nefes alın, gevşeyin ve çoklu realitelerin deneyimine dalın. “Yeni sizi”, Sıfır Noktasının öteki yanında ortaya çıkacak çok boyutlu varlığı kabul etmek de hazırlığın bir parçasıdır. Size ruhsal uygulamalara en yüksek önceliği verin dememizin sebebi budur. Mümkün olduğunca sessiz zaman yaratın. Işık iplikçikleriniz bağlandıkça akmaya başlayan içgörü ve deneyimlerle bütünleşmek için kendinizi sakinleştirmelisiniz. Sıfır Noktasının bu tarafında dönüşümünüzün büyük bölümü şimdi gerçekleşiyor. Bütün bu farklar “sizleri”, sizin ruhunuzla birleştiriyor ve Siz de onların farkındalık seviyesine ulaşmaya başlıyorsunuz. Katı realitenizin eridiği görülecek ve siz, gittikçe bilinçin değişmiş durumunda var olmaya başlayacaksınız. Bütün bunları toparlamak için sakin zamanlara ihtiyacınız olacak. Burada küçük bir şey olmuyor ve biliniz ki üst gerçekliklerden inanılmaz bir destek mevcut ama siz istemeden size veremeyiz. Ego zihnin gevezeliği nedeniyle hatta çok parazit var, çalkalanan duygular içinizdeki “sakin, küçük sesi” bozup engellemekte. Bizi duymak ve hissetmek için Sessizliğe ihtiyacınız var. Geçişi yumuşak yapmak için bunu kendinize vermelisiniz. Kapatırken, sizi temin ederiz, zamanın dışında, siz zaten “oraya” vardınız. Gemiyi kaçırmayacaksınız. Onu batıramazsınız. Ruhunuz mükemmel bir şekilde size rehberlik edecek. Ama eğer önerilerimizi yerine getirir, gevşeyip meditasyon yapar, nefes alır, sessizliği sağlarsanız işler çok daha kolaylaşacak. Amen. Biz Cennetin Ev Sahipleriyiz. TERRA OPERASYONU 7- RUHLARIN HASADI (6.7.1999) Bugün yeni bir kavramı anlatacağız: çok katmanlı Benliklerin hepsi aynı anda mevcuttur. ÜST-RUH’unuzun bakış açısından realiteye baksaydınız, sizin “yaşamlarınızın” hepsinin aynı anda yaşandığını görürdünüz. Onları sizin yaratmış olduğunuzu görürdünüz ve onlara ne olduğu ile çok az ilgilenirdiniz, çünkü “tasarladığınız” o yaşamları tamamlamak için gereken her şeyi eksiksiz yarattığınızı bilirdiniz. Bir “yaşam” yaratıldığı zaman, yaşamı mükemmel şekilde açığa çıkaracak kod’lara da sahiptir. Bu kodlar DNA’da, doku ve hücrelerin çeşitli kısımlarında saklıdır. Sadece beyin hücrelerinde mevcut olacak derecede beyinde saklıdırlar. Beyin “düşünmez” veya “yöneltemez”. Sadece bedenin çok çeşitli kısımlarından ve duyusal veri mekanizmalarından gelen bilgileri ve sinyalleri vücud içinde koordine edip paylaştıran bir istasyondur. Her “yaşam” aslında Üst-Ruhun belli bir uzay/zaman bölgesine yaptığı projeksiyonudur. Üst-Ruha, gümüş kordon ile bağlıdır. Gümüş Kordon, fiziki bedeni Üst- Ruha direkt bağlayan bir teldir ve beden veya “yaşam” ile üst-ruh arasında bir iletişim hattı görevi yapar. Üst-ruh zamanın dışındadır ve onun açısından, onun bütün projeksiyonları aynı anda gerçekleşmektedir. İstediği an gümüş kordon bağlantısını koparıp “yaşamı” sonlandırır veya gelişmekte olan cenine gümüş kordonu uzatarak yeni bir “yaşam” yaratır. Zaman vektöreldir : madde realitesi ile birliktedir. Üst-ruh, maddesel olmayan bir realitede mevcut olduğundan, zamanın dışındadır. Zaman, bulınulan yeri tanımlamanın bir şeklidir. Örneğin, ANkarada doğduğunuzu söylerseniz, ne zaman doğduğunuzu da nelirtmeniz gerekir. Caddeden geçen bir korteji düşünecek olursanız bunu daha iyi anlayabilirsiniz. Kortej, o caddeden belli bir saatte geçer. Kortejde trampet çalan birisi iseniz, kendi yerinizi “Cumhuriyet bulvarı ile Hürriyet caddesi köşesinden 6.Temmuz.1999 Salı günü 11:11de geçeceğim” diyerek belirtirsiniz. Bu şekilde sadece kendi yerinizi değil, plan gereği sizinle kesişmesi gereken başka bir olayı da belirtirsiniz. Zaman şeylerin hepsini bir defada olmasını (* birden *) önlemekle kalmaz, aynı zamanda olayların akması veya ilerlemesi için gerekli şeyleri de sağlar. Yani, zamanın dışında bulunan üst-ruha dönecek olursak, onun bütün projeksiyonları aynı anda yaşamaktadır. Ama zamanın içinde, her bir yaşam birbirinden ayrı imiş gibi deneyimlenmektedir. Siz “geçmiş yaşamlardan” veya “gelecek zamanlardan” bahsedersiniz ama onlar geçmiş-şimdi-gelecek biçiminde akan doğrusal zamanla sınırlı varlığın deneyim ifadeleridir. Bu başka “yaşamları”, üst-ruhtaki bilgye ulaşarak “hatırlayabilirsiniz”. Üst-ruh yarattığı bütün “yaşamlardan” gelen kişisel hatıraların deposudur, hazinesidir. Uygun olduğunda, kendinizi deneyimlediğiniz “yaşamda” açılan bir “programa” yardımcı olması için bir alt-program açılır ve siz öteki “yaşamlardan” bir şeyler hatırlarsınız. Re-enkarnasyon diye bir şey yoktur. Sadece “enkarnasyon” vardır. Üst-ruh kendisini bir uzay/zaman noktasına projekte eder ve o projeksiyonun ucunu bir “bedenle” giydirir. Bu parmağınızı puding kabına daldırmaya benzer. Parmak sizindir. Puding ise parmağınızı koyduğunuz uzay/zamanı temsil eder. Parmak ucu, pudingi hisseder. Sıcak mı, soğuk mu, yumuşak mı, sulu mu olduğunu söyleyebilir. Siz de onun gibisiniz. Siz, üst-ruhunuzun duyuları olan parmak ucusunuz (uzay/zaman bölgenizi belirten “pudınge” daldırdığınız). Başka üst-ruhların “parmaklarının” bulunduğu, her birinin kendileri açısından hissettiği ve etkileşimde olduğu bir çevredesiniz. Realite deneyimi tamamen SUBJEKTİF’tir. Her birinin üzerinde anlaştığı “OBJEKTİF” bir realite yoktur, çünkü her bir farkındalık noktası kendi açısına sahiptir ve şeyleri biraz farklı “açıdan” görür. Yaradan mümkün olan bütün “açılardan” kendisini bu şekilde izlemektedir. Bugün ÜST-RUH terimini kullanıyoruz, önceki Mesajlarda bunun yerine Ruh demiştik çünkü siz daha çok aşinasınız. Her mesaj spiral şeklinde bir öncekinin üstüne inşa edilmektedir, sonrakine de temel teşkil etmektedir. Kainat da kendisini bu şekilde ortaya çıkarır. “Ruh” aslında gümüş kordondaki bir boncuğa benzer : Üst-Ruh ile beden arasında. O bölgedeki yönetici gibidir ama sadece o yaşamla uğraşmaktadır. Onun işi o “yaşamı” yakından izlemek ve etkileşimde bulunmak, aynı zamanda varlık amacını yerine getirmede ona yardım etmektir. Gümüş kordon üst-ruh tarafından geri çekildiğinde, ruh da üst-ruha geri çekilir ve onunla birleşir. O “yaşam” süresince edinilen bütün tecrübeler gümüş kordonla üst- ruha aktarılır, dolayısıyla ruh amacını gerçekleştirmede yardımcı olacak şeylerin dışında bir bilgiye sahip değildir. Şimdi biri dışında bütün “yaşamlar” sona ermekte, Üst-ruh biriken tecrübeyi “hasat etmekte” ve başka realiteye Kuantum Sıçrayışı yapmak için hazırlanmaktadır. Hatta Üst- Ruhlar “mezun olmakta” ve evrim merdiveninde Kaynağa doğru tırmanmaktadırlar. Gerçekte Kaynak her şeydir, ama Mutlak’ın bireyselleşmiş kısmının subjektif bakış açısından, başı ve sonu olmayan bilinç akışı veya bitmeyen ırmağı gibi, Kaynak’tan gelip Kaynak’a (Mutlak) doğru ilerleyen evrim akışı boyunca bir yere yerleşmiş bir farkındalıktır. Ancak, bazen çok uzun zaman peryotları içerisinde Kaynak “göz kırpar” veya “yutar”. Böyle bir olaya yaklaşıyorsunuz. Üst-ruhlar Kaynağın bireyselleşmiş kısımlarıdır ve onların hepsi Kaynak ile direkt iletişim halindedir. Onları yukarıdaki puding örneğindeki Kaynağın “parmaklarına” benzetebiliriz. Onlar Hep olan ile bireysel yaşamlar arasındaki ara basamaklardır.( Dediğimiz gibi aslında sadece BİR YAŞAM yaşanmaktadır. Bu nedenle “yaşam” kelimesini tırnak içinde kullanıyoruz. O yaşamlar, görecelidir, subjektiftir. Hologramı anlattığımız zaman daha iyi anlayacaksınız) Kaynak yakında “göz kırpacak” ve daha sonra çok farklı bir yaradılış “görecektir”. Olacak olanı ve olayın büyüklüğünü anlayabilmeniz için bunları anlatıyoruz. Çünkü Kozmolojiniz bunları bilmiyor. Bütün kozmolojilerde yaşamın, simetrik veya logaritmik şekillerdeki siklus’larla ilerlediği varsayılıyor. Belli bir evrim noktasına ulaşmak milyarlarca yıl almışsa, tamamlamak için “dönüş” yolunu da aynı zamanda alacağınızı farz ediyorsunuz. İki çeşit “Çağ” modeliniz var : aynı uzunluktaki çağlar (Demir Çağı, Kova Çağı gibi) ve birbiriyle logaritmik ilişkisi olan çağlar (Yuga’lar veya çok uzun olan “altın çağlar”, onu takip eden daha kısa “gümüş çağlar” sonra daha kısa çağlar, ta ki yaşadığınız ve en kısa ama en zor olan sizin çağınız gibi). Bu sistemler en kısa çağdan sonra altın çağ geleceğini ve şu anda onun yaklaştığını ileri sürüyorlar. Ancak, bu zamanda anlamli bir fark var. Yıllar önce J.J.Hurtak’a verilen bir mesajda Sıfır Noktasının geçilmesinden sonra “Bilincin yeniden-uzaysallaşmasına” gönderme yapıldı. Bu çok doğrudur. Yaratılış tamamen yeniden yaratılmak üzeredir. Bütün bilinç noktası, ölçülemez bir an için “göz kırpışın karanlığında” kalacaktır (Zaman da, o anda madde realitesi olmayacağından sona erecektir çünkü zaman, madde realitesinin bir fonksiyonudur). Karanlığın öte tarafında, “Yaratılış” tiyatrosunun “oyuncuları” kendilerini başka bir sahnedeki ışıklar altında bulacaklardır. Gözünüzü kapayıp, yeniden açtığınızda baktığınız manzaranın tamamen değiştiğini görmenize benzeyecektir. Bu, yapılan bütün kehanetlerin geçersiz olduğu anlamına geliyor. Bütün kahinler ve görücüler, mevcut realiteyi görebilmektedir. O “göz kırpma” olduktan sonra ne olacağını doğru olarak görebilecek, bedenli hiçbir varlık yoktur, olmamıştır. Her üst varlık, üst boyut varlıklarının bile benimsemeyebileceği şekillerde etkilenecektir. Yapacakları tek şey, birisi hariç bütün “yaşamları” tamamlayarak hasat etmek, üst-ruha geri almak ve dışarıya uzanan bilincin bir kısmını “yeni” yaratılışın “tohumu” olarak tutmaktır. Yeni oyun ortaya konduğunda daha az oyuncu “sahnede” olacak. Bu mesajları okuyanlar oradakiler arasında olacaklar ama şu anki form ve kimliklerinden hayli değişmiş bir şekilde. Bilincinize girmeye başlayan yeni duyular ve farkındalık ile olanın büyüklüğü yüzünden bunalmamanız için sizleri hazırlıyoruz. Çoğunuz dünya sahnesinde görülen büyük Varlıklara –İsa, Buda hürmet edersiniz. Şimdi SİZ de onlar gibi olacaksınız. Başka bir iş var önünüzde ve adım atıp o “ayakkabıları” giymek için, şu ankileri çıkarmanız gerekiyor. Bu zamanlar Ruhların hasat zamanlarıdır. Bedeni olan herkesin ruhu vardır. Bunlar, yaşanan bütün “yaşamların” “toplanma” zamanlarıdır. Çıkan “toplama” bağlı olarak, her bir Üst-Ruh daha sonra yaratmak izteyecekleri hakkında sonuçlara varacaktır. Öfkeli bir Tanrının yargılaması veya laneti yok ( aslında küçük “t” ile yazılmalıdır çünkü ancak Mutlak olan mutlaktır ve öfke, insanın Mutlağa yaptığı yanlış bir projeksiyondur. Bazı varlıkların Dünyadaki insanlık ile ilişkilerinde “tanrılar” olarak göründükleri olmuştur ama bu başka bir konudur). Sizi ilgilendiren şey: yeni Yaratılışın tohumu olarak elde tutulan tek “yaşam” olmanız. Önünüzde büyük maceralar var, “göz kırpışın” öte tarafının varlığı olmak için dönüşümünüze başladınız. Hepsi elinizde. Yakında ziyafet masasında, sizin gibi yolcularla beraber yerinizi alacaksınız. Tamamen yeni şeyler yaratıp eğleneceksiniz. Bu kalan günlerin tadını çıkarın. Olayların nasıl gideceği hakkında farklı fikirleri olan varlıkların korkutucu taktiklerinden etkilenmeyin. “Göz kırpışından sonraki” realitede çevrenizde bulunmayacaklar. Yaratılışta her şeyin bir yeri vardır. Sizin de onların da. Biz herkesin “doğru” yerinin bulması için yardımcı olmaya çalışıyoruz. Artık Dünyanın kavgaya ve bölünmeye ev sahipliği yapmasına gerek yok. Pek çok form ve kültür yeni Dünya, Terra’yı karekterize eden frekansla uyumlu olacak ve en başta niyet edildiği gibi “Çeşitlilik içindeki uyumu arayış” temasını takip edebilecek. Kavgacıların da savaşlarına devam edebilecekleri yeni dünyaları olacak. Sizi artık rahatsız etmeyecekler, sonunda sizden kurtulmuş olacaklar.. Herkes kendi doğasına uygun frekans bandındaki bir yuva’ya kavuşacak. Sizin kaderiniz, Terra’dır. Olmasaydı çoktan bu mesajları okumayı bırakırdınız. Mesajlardaki kod’ları ancak eğer sizde eş-kodları varsa güzel bulabilirsiniz. Dünya nüfüsunun % 1’inin 1/10’u arasındasınız (*Binde bir :6.5 milyon insan yani*). Yeni Dünyanın Terra olarak yeni doğumunda, yeni bahçe için olan “tohumlardansınız”. İyi yolculuklar. Biz Cennetin Ev Sahipleri .. TERRA OPERASYONU 8- OLASILIKLAR ÜZERİNE (7.7.1999) Bugünkü mesajımızda olasılıklar hakkında konuşmak istiyoruz. Bugünlerde ne kadar çok kişinin gelecekte olacakları bildiğini iddia ettiğini biliyorsunuz ve onlar her şeyin kendilerinin söyledikleri gibi olacağından eminler. Ancak kimse gerçekte neler olacağını bilmiyor, biz bile, çünkü sadece ne olabileceğini ima eden işaretler var. Belli bir derecede kesinlikle, gözlenen yönelimin olası sonuçları şunlar şunlar olacaktır diyebiliriz ama hiçbiri kesin olamaz. Yaradan kendisiyle saklambaç oynuyor ve surprize uğratılmaktan hoşlandığı görülüyor. Oyunu ilginç yapan da bu. Eğer birisi olabilecek her şeyi mutlak kesinlikle tahmin edebilseydi, sabah uyanmak onun için çok zor olurdu. Çünkü o zaman çok sıkıcı bir var oluş olurdu. Yaratılışın yaratılma sebebi, Yaradanın (Evrensel Kanunlar adı verilen belli parametreler dahilinde ) farklı olasılıkların HEPSİNİN deneyini yapmak, böylece kendisinde saklanıp, kendisini bitmeyen gizemde ortaya çıkartarak keşfetmektir. Yaradan kendisine surpriz yapılmasından “hoşlanır”, çünkü gerçeklik oyunu onun tek eğlencesidir. Düşünün siz buradasınız, HEP olansınız. Her şey sizde saklı ve siz aynı anda heryerdesiniz. “Gidecek” bir yer yok çünkü zaten “oradasınız”. Eğlenmek için ne yaparsınız ? Kendinize surpriz yaparsınız. Herkes ailesine benzer, Siz de Yaradanın bireyselleşmiş kısmının bir projeksiyonu olarak Yaradanın doğasını an’da gösterirsiniz. “İnsan” özelliklerini Yaradana yansıtmak projeye çok da uzak değildir çünkü Yaradan, yaratılış üzerinden görünür. “Gerçek insan” madde gerçekliğinin taç’ıdır: Yaradana en yakın doğadadır. Dolayısıyla gerçek insan gözlenerek, Yaradanı neyin zengin yaptığı konusunda bir fikir sahibi olunabilir. Şu anki halinizle Siz, gerçek insan değilsiniz ama hibrid’siniz. Devam eden dönüşümünüz sonucu, gerçek insan durumuna döneceksiniz. Yaptığınız işlere bakarsak, “tanrılar” gibisiniz ama bu bizim açımızdan böyle. Her ne kadar henüz tam bilinçli değilseniz bile, tam bilinç durumunuzu an içinde gösterecek kadar yeterli insan niteliklerine sahipsiniz. Bundan olmak üzere, İnsan niteliklerini Yaradana atfedip, Yaradanın neye benzediğini çıkarabilirsiniz. Yani, Yaradan surprizlerden hoşlanır, elinin altında hep bir şeyler vardır. Ve biz burada, belli bir yönde giderken, şunun bunun olacağını beklerken birdenbire hiç olmayacak bir şey olur. Surpriiiz. Bizim tarafımızdan bile beklenmeyen bir şey. Bir şey yada birisi tamamen plansız bir şekilde ortaya çıkar ve olayları tamamen beklenmeyen bir yöne doğru çevirir. Ancak bir surprizin, gerçekten bir surpriz olması için geldiğine dair en ufak bir işareti bile görmemeniz gerekir. Bunlar Yaradanın GERÇEKTEN hoşlandığı surprizlerdir. İşte, biz burada hizmet için elimizden geleni yapıyor, hazırlanmak durumunda olduğumuzu bekliyor iken birden boom.. Surpriz ve her şey başa, çizim safhasına döner. Ve eğer biz bile katı planlar yapamıyor, onların sonsuza kadar devam etmelerini beklemiyor isek, sizin bilinç seviyenizde olup geleceği gördüklerini iddia edenler için resmin nasıl belirsiz olduğunu düşünün artık. Hiçbir kanal, görücü, kahin geleceği belli bir kesinlikte bilemez. Ve bu aynı zamanda hem bir aksilik hem de bir huzur kaynağıdır. Bizim sevgi tanımımızın temel taşı, Yaradana duyulan güven ihtiyacıdır. Yaradana güvenmek zorundayız da. Şimdi meselenin özüne geldik. Bu en belirsiz zamanlarda, sizden de bizden de gizlenen pek çok şey vardır. Yapabildiğimiz tekşey, olma olasılığı en yüksek sonuçlar üzerine çalışmalarımızı yapmak ve o yönde gelişebilecek hareketten faydalanmaktır. Biz bir dizi olasılıkla uğraşırız, yani belli bir olasılıkla şu, şu olacaktır. Bizi memnun edecek potansiyeli yükseltmek için elimizden geleni yaparız ama bildiğiniz gibi her şey değişebilir. Sizin zamanınızla yüzyıllar önce Terra’ya geçiş için hazırlanmaya başladık. Terra için büyük hasat umutlarımız vardı. % 80 olasılıkla bunun gerçekleşme olasılığı vardı ve biz bunu mümkün kılacak tohumları ekmek için her şeyi yaptık. Ama tohumları atma hikayesinden bilirsiniz, bazıları iyi toprağa düşmez, bazıları yetişmeye başlar ama tamamlayamayacakları hava koşullarıyla karşılaşır.. Alim değiliz, dolayısıyla bütün Üst-Ruhların oyunu nasıl oynayacağını bilemezdik. Kimse kartlarını bir başkasına göstermiyordu. Daha önce açıkladığımız sebeplerden ötürü, bu şeklide olmalıydı. Ancak şimdi “oyun sonu” safhasındayız. Gezegenlerin, yıldızların, galaksilerin ve aslında yaratılan evrenlerin sistemlerinin hareketleri neticesi oluşan belli geometrik şekiller vardır. Her biri belli zaman peryoduna sahiptir, belli hızlarda dönerler ve sık sık belli potansiyelleri gerçekleştirebilecek geometrik şekli öteki gök cisimleriyle aynı hizaya gelerek ortaya çıkarırlar. Başka bir zamanda olamayacak belli şeyleri destekleyen veya izin veren fırsatlar penceresi vardır. Astroloji dediğiniz kehanet sisteminin arkasında bu vardır. Belli hizalanmalar veya açılar olduğunda, bununla birlikte belli başka olayların da meydana geldiği fark edilmiştir. Doğrudur, çünkü “çalışan ışın” (holografik terminoloji), “referans ışınına” (mutlak) olan konumuna göre değişir, böylece sizin gerçeklik olarak algıladığınız “resim” oluşur. Hologramlar üzerine sonra konuşacağız. Anlatmaya çalıştığımız, bütün Gök Cisimlerinin üzerlerinde bir işaret olsaydı ve Yaradılışın “başlangıcındaki” hizalanmalarını görseydiniz, onların hepsinin tekrar aynı hizalanmaya doğru yaklaştıklarını fark ederdiniz. Bu tamamen yeni bir yaradılış için, yeni bir başlangıç için bir fırsat penceresidir. Bu olasılığın geldiğini biliyorduk ve Terra’ya hasatı çoğaltmak için yardım etmeyi istedik. Terra’ya gitmeyecekler için başka hedeflar vardır ama Terra bizim “projemizdir”, enerjimizi koyduğumuz yerdir. Müdehalecilerin çalışmaları yüzünden, üstesinden gelmek durumunda olduğumuz büyük bir durgunluk olduğunu biliyorduk, ama omuz verdik ve Terraya hasadı maximum yapmak için her şeyi ortaya koyduk. Hasat olasılığının düşük olduğu marjinal bölgeler için gayret sarfettik, yardımımız olmadan başaramayacak, çizgiyi geçemeyecek olanlara ulaşmaya çalıştık. Belki fark etmişsinizdir, Dünya felaketleri üstüne pek çok kehanet gerçekleşmedi. Şimdi bile dünya biraz daha şiddet dolu, hava koşulları eskisinden tabii ki daha farklı ama onların dışında pek bir şey değişmemiş gibi. Olaylar “her zamanki işler” gibi görünüyor. Ama mücadele edeceğiniz böyle bir zaman çalışması da var. Olaylar sonsuza dek ertelenemez. Dünyanın Terra olarak ortaya çıkması için Dünya felaketleri gereklidir. Bunlar sadece insanın doğal sistemlere yaptığı müdehale sonucu Dünyaya akan karışıklık ve negativiteden kendisini kurtarma yollarıdır. Pistin sonuna yaklaşıyoruz. Uçuşa geçmeli veya hiç yere inmemeliyiz. Dünya felaketlerini, yardımımız olmadan Terraya geçemeyecek olanlar için, onlara ulaşabilmek için tutabildiğimiz kadar tuttuk. Geceyarısına bir dakika var. Yakında bütün gök cisimleri hizalanacak, ve güçlü bir enerji ışını ortaya çıkacak. Bu olduğunda, Yaratılışı yeniden yaratma fırsatı doğacak. Birkaç milyar yılda bir olan bir şey olduğundan, çok nadir çok değerli bir fırsattır. Bu ışının etkilerini zaten şimdiden yaşamaya başladınız ve değişiklikler başladı. Tam hizalanma noktasına ilerledikçe ışığın etkisi artacak ve değişimlerin hızı maksimuma doğru yükselecektir. “Sıçramanın” olacağı an, işte o andır. Oraya ulaşıldığında “Sıfır Noktası” olacak ve oyuncuların hepsi yeni yerlerinde yeniden düzenleneceklerdir. Gezgenler ve yıldızlar da oyunculara dahildir çünkü onların da kendi hedefleri ve bilinçleri vardır. Dünya, Terra olacak, şu ankinden farklı bir frekans kuşağında çalışacaktır. O an geldiğinde sıçramayı yapmak için Dünya felaketleri olmak zorundadır. İnsanlardan aldığı “bagajları” hafıfleterek ağırlığını azaltamaz. Hazır olmak için hepsinden kurtulmalıdır. Siz –en azından yolu Terra olanlar- da “bagajınızı” atmalısınız. Ancak böyle sonraki frekans kuşağına sıçrama yapmaya hazır olursunuz. Sizin kendi “depremleriniz” bir süredir devam ediyor : Terra’ya geçişinize hizmet etmeyecek ilişkiler, ortaklıklar ve aktivitelerle bağlarınız gevşeyip kesiliyor. Sizi dönüşümünüzü tamamlayıncaya kadar başka bir yere alacağız: böylece, Dünya geçişini tamamlayıp Terra olunca ona dönmeye hazır olacaksınız. Bunu aşama aşama yapacağız. İlk grup çok az –bir elin sayısı kadar- olacak ve onlarla direkt ilgili olanlar dışında fark edilmeyecekler. İkinci grup çok daha fazla olacak ve üçüncü grup mümkün olan en son anda alınan en kalabalık grup olacak. İlk iki grup hazırlıklarında ileride olacak ve üçüncü gruba hallerini değiştirirken yardımcı olacaklar. Belirttiğimiz gibi, Terra hasadı şu anki Dünya nüfusunun % 1’inin 1/10’u olacak. Biz eğer “olasılık” oyununu oynamasaydık, sayı bundan bile az olacaktı. Fazla başarılı olmadığımız söylenebilir ama biz yakaladığımız başarıdan memnunuz. Biz yardım ettiğimiz için daha fazla insan “başarılı oldu” ve biz bunun için mücadele ettik. Elimizden geleni yaptık ve biz dahi daha yüksek otoritelere teslim olmak zorundayız. Biz dahi, olanı KABUL etmek zorundayız. Çok yakında ilk grup alınacak. Kim olduklarını biliyorlar ve nereye gittiklerine ve yaşamlarının bittiğine dair sezgileri var. Bu mesajları şimdi veriyoruz ki, takip edenler bilgilensin. Bu arada, Bir kısım insan üçüncü grup arasında olacak çünkü onlar son ana kadar Dünyada kalıp yardım etmek istediler. Onlar gerçek birer “azizdir” çünkü Dünya felaketleri başlayıp ciddileştiğinde durum çok talepkar olacak ve pek çok kişinin yardıma ihtiyacı olacak. Ancak ilk grupla gidenler o zaman dönmüş olacaklar ve “sade ölümlüler” olarak kalsalardı yapamayacakları şekillerde yardımlarda bulunacaklar. Bu konuya sonra geri döneceğiz. Şimdilik bilmeniz gereken oyunun hemen hemen bittiğidir. Her şey akacak ve çok yakında “büyük zaman” gelecek. Bu mesajları aktarıyoruz ki yüzeydeki olayların arkasındaki büyük resmi anlayabilin. Birkaç mesaj daha vereceğiz ve her şey söylenmiş olacak. Sonrası sizin bu bilgileri kalplerinizde ve zihinlerinizde nasıl saklayıp, kullandığınıza bağlıdır. Umarız bu mesajlar etrafınızdaki Dünya yerle bir olduğunda size destek ve geleceğinize açılan bir kapı olur. Amen. Biz cennetin ev sahipleri .. TERRA OPERASYONU 9- “TANRILARA” DÖNÜŞMEK Bugünkü mesajımızda hologram’larla ilgileneceğiz. Hologramlar sizin realitenizin temelini şekillendirir. Bu mesajı okuyan “siz”, aslında sizin Üst-Ruhunuzun projeksiyonudur. Hisseder, katı bir formda görünebilirsiniz ama gerçekte o da madde realitesinin illüzyonunun bir kısmıdır. Teknik bilgilere çok girmeden söyleyebilirizki, siz duran dalgaların (* standing waves*) girişim kalıbının bir sonucusunuz. Siz bir duran dalga paketisiniz. Sizin fiziksel bedeniniz bir ışık matrixi içinde yer alır. Bu ışık, su buharı gibi bir maddedir ama çok daha incedir. Akkor gibi, kendinden parlak ve sıklıkla Işık Beden adıyla anılır. Çorbada bulunan pek çok katı parçacık gibi, bütün fiziksel yaşamı oluşturan yoğun maddelerin durduğu bir ışık alanıdır. “Işık Bedeninizi çağırın” cümlesi komiktir, çünkü ışık bedeninizin “içinde” olmasaydınız, çevrede yürüyemezdiniz bile. O size şekil veren, taşıyan ve bir form verendir. Şeklinizin kalıbıdır. Sizin Üst-Ruhunuzun projeksiyonudur, onsuz madde realitesinde var olamazsınız. Siz ışığın hologramısınız, ışıkla yapılan. Bütün hologramlar ışık tarafından yapılır, şu veya bu şekilde.. Her madde parçacığı, bu ışığın yoğunlaşmış halidir. Her madde bu ışık denizinde yüzer. Fiziksel gözlerinizle göremezsiniz ama realitenin ince seviyelerini görenler bunu çok iyi bilirler. Bunu niçin hatırlatıyoruz ? Çünkü çok yakında, Işık Bedeninizin mükemmel modeline çok daha benzer bir forma doğru değişeceksiniz. Müdehalecilerden bahsetmiştik. Onlar Adem’sel modelin orijinal tasarımıyla oynadılar ve gezegeninizdeki yüksek maymunlarla melezleştirdiler. Bu bazı kodların kirlenmesine sebep oldu ve kimlik karmaşasına yol açtı. Bu hibrid’leştirmeden (*melezleştirme*) kaynaklı bütün bozulmaları atacak bir temizleme işleminden geçiyorsunuz böylece doğal halinizi yeniden kazanacaksınız. Bu formlar size öyle mükemmel gelecek ki, kendinizi “tanrılar” veya “tanrıçalar” olarak niteleyeceksiniz. Ama göze görünen bu değişimden fazlası da var. Üst seviyede bir varlık olmak için, bilinç seviyenizde de değişim yapmak zorundasınız. Kimliğinizi değiştirmede size yardım ediyoruz ama aynı zamanda tam bilinçli hale tekrar gelmeniz için kullanmadığınız ışık devrelerinizi yeniden bağlamanıza yardımcı oluyoruz. Bu sizin gerçek doğanız, gerçek halinizdir ve biz Yaradan’ın ülkesindeki gerçek makamınızı kazanmanız için buradayız. Bu değişim size pek çok şey getirecek. Realite matrixinden direkt olarak yaratma yeteneği, zamanda ileri veya geri gitme kabiliyeti, mucize diye nitelediğiniz şeyleri yapma gibi pek çok gücünüzü yeniden kazanacaksınız. Yola bu kabiliyetlerle devam edeceksiniz ama bunun getirdiği bir sorumluluk da vardır. Doğru bir şekilde kullanacak bilgeliğiniz yoksa hiçbir yeteneğe sahip olamazsınız. “ Yeni siz’e” yumuşak geçiş yapmanız için , sizi alıp başka bir frekans seviyesine götürerek sizinle çalışacağız. Basitçe 3. Boyuttan kaybolup, 4.Boyutta sizin için hazırladığımız yerde ortaya çıkacaksınız. Terra hazır oluncaya kadar ve siz de Terra için hazır oluncaya kadar orada kalacaksınız. İlk iki grupta gidenlerin, Terra hazırlanmadan önce yapacak işleri vardır. Oraya gittiğinizde daha fazlasını anlayacaksınız. Şu anda bilmeniz gereken bunun olacağıdır. Bu mesajların amacı sizi değişime hazırlamaktır, geçişten sonra olacak her ayrıntıyı anlatmak değil. Yani, bu frekans’daki bir değişimdir , ve de bilinçdeki bir değişimdir. Çok doğal olarak bu yeni yollarla hareket ettiğinizi göreceksiniz. Zaman ve hafıza ilk gidenler olacaktır ama bedenleriniz farklı bir şekilde çalışmaya başlayacaktır. Bedeninize, onun söylediklerine dikkat edin. Bazı yiyeceklerin artık istemediğinizi, bazılarının birden sizi çektiğini göreceksiniz. “Nasıl olduğuna” dair düşüncelerin hepsini kafanızdan atın. An’da kalın ve akışla akın. Kabul etmek yardım eder. Bırakın gitsin, bırakın Tanrı dolsun, işler çok daha kolaylaşacaktır. Her ne şekilde ve nerede olursa olsun eski yollara takılırsanız, tuttuğunuz kopuncaya değin baskı oluşacaktır. Yeni dünyada, eski yöntemlere yer yoktur. Yenibaştan yaratılacaksınız. Tamamen yeniden şekillenmiş, olgun, ölüm, hastalık ve yaşlanması olmayan biri olarak ortaya çıkacaksınız. Bir yetişkinden, tamamen bir başka forma dönüşeceksiniz. Peki bunu nasıl başaracaksınız ? Kabul ederek. İçinizi dinlemeye odaklanacak ve sürecin sizi ortaya çıkarmasına izin vereceksiniz. Kendinize erimeniz, süreçle akmanız için izin vereceksiniz. Direnç bu süreçte hissedeceğiniz bütün huzursuzluğun kaynağıdır. Bırakın gitsin. Bir huzursuzluk hissettiğiniz zaman, gevşemek için ne gereksiyorsa yapın ve göreceksiniz değişecektir. Banyo alın. Meditasyon yapın. Duygularınızı yazın. Nefes alın, nefes alın, nefes alın. Nefesiniz bir şeyi tuttuğunuzun veya bıraktığınızın işaretini verecektir. Derin nefes alın, bedeninize bırakması mesajını verirsiniz. İçinize nefesi çekip –dışarı vermeyi vurguladığınızdaki hisler, vücudun bıraktığını söyleme şeklidir. Bırakın gitsin, Tanrı dolsun. Bu sizin sloganınız olmalıdır. Bu geçişi en az rahatsızlıkla atlatmada başka hiçbir şey bu kadar yardımcı olamaz. Eski yaşama ait her şey gidecek, niçin tutunuyorsunuz. Bırakın gitsin. Yol boyunca bırakın gitsin, demekten başka bugün söyleceğimiz bir şey yok. Bütün lojistik ve mekanik sizin için ele alınıyor, sadece bir yolcu koltuğuna oturun ve manzaranın keyfini çıkarın. Çok beklemeyeceksiniz. Amen. Biz Cennetin Evsahipleriyiz. TERRA OPERASYONU 10- DÜNYA DIŞI VARLIKLAR VE HASAT (9.7.1999) İyi günler. Bugün çok tartışmalı bir konuya dokunacağız: Dünya dışı varlıklar, uzaylılar, UFO’lar .. Önce “dünya dışı varlıklar” terimini tanımlayalım. Dünya dışı “bu dünyanın dışından” demektir. Buna göre, siz hepiniz “dünya dışı” varlıklarsınız çünkü siz hepiniz dünya’dan değil farklı bir boyuttan projeksiyon ediliyorsunuz, ve bedenlerinizi oluşturan elementler de yıldızlardandır. Hepiniz Göksel Varlıklarsınız. Aynı zamanda “dünya dışı” kelimesi, kainatın merkezine Dünyayı koyar ve dünya üzerinden olmayan her varlığı “dünya dışı” olarak tanımlar: eski moda “biz” ve “onlar” ayrımı.. Biz “göksel” kelimesini tercih ederiz ama bugün için evleri dünya gezegeni olmayan varlıklara ET’ler diyeceğiz. ET’ler pek çok şekilde, büyüklükte ve form’da gelirler. Medyanız Rosswell’in ünlü “küçük gri adamlarını” popüler yaptı, büyük siyah gözlü gri ET’lerle süslenmeyen atletler ve turistik eşyalar çok azdır. Kaçırılma, büyükbaş hayvan ölümleri ve cinsel değiş-tokuş gibi sansasyonlar olsa da resimdekilerin tamamı bu kadar değildir. Şimdilerde İnsanlar ile etkileşimde bulunan pek çok ırk vardır. En kolay görülenler, frekansı en düşük olanlardır ama yüksek frekans kuşağında olanları da vardır. Onlar sadece sizin “içsel” görüşünüzce görülebilirler. Biz ikinci gruptayız. İstersek yapabileceğimiz halde, genellikle fiziksel kuşakta materyalize olmayız. Melekler, Başmelekler ve Üstadlar diye nitelediklerinizle aynı frekans kuşağında yer alıyoruz. İsa’nın Ofisi ile çalışırız (Burası tek bir kişi değildir, ruhsal hiyerarşi içinde bir ofis veya pozisyondur) Biz (ET’ler) iki grup’uzdur. Ya “başkalarına hizmet” ederiz (BHE) ya da “kendine hizmet ederiz” (KHE). Şeklimizin yada Gezegenimizin önemi yoktur. Bizim hakkımızda bilmeniz gereken en önemli şey budur : Biz BHE miyiz KHE mi ? İşte bu çalışma şekli sizinle nasıl etkileşime geçtiğimizi ve gerçek amaçlarımızı tanımlar. Kendine Hizmet Edenler (KHE) daima kendi gündemleri için sizden bir şeyler isterler ama bu sizin yararınıza olmayabilir. Başkalarına Hizmet Edenler (BHE), sizin özgür irade ve seçiminizi engellemeyecek şekilde yardım için oradadırlar. Kelimeler ne kadar tatlı olursa olsun kendi kültürünüzden olmayanlarla uğraştığınızda şu soruyu sorun : “ bu eylem kime hizmet ediyor ? Benim mi onların mı yararına ? “ Söylediğimiz gibi, yaşanan sadece BİR YAŞAM vardır. Şu anki “giysinin” veya görünüşteki davranışın önemi yoktur, hepsi Tanrı, Yaradan, Kaynak veya HEP olarak adlandırdığımız bir yaşamın ifadeleridir. “Biz” ve “Onlar” düşüncesine girmenizi istemiyoruz, “düşmanlar” ve “arkadaşlar” bölünmesine … Sadece iki adım geriye çekilip, gözlemleyin : Kime hizmet ediliyor ? Tanımlamaları yaptığımıza göre söyleyebiliriz: biz ET’lerin BHE’lerindeniz. Sizin özgür seçiminizi engellemeden size yardım için buradayız. Bahsettiğimiz müdehaleciler öteki “gruptandır”. Onlar KHE’lerdendir, ve öyle koşullarla sınırlandırılmamışlardır. İzin verdiğiniz zaman, her şekilde sizin seçiminizi ihlal edebilirler ve edeceklerdir, ama sizin özgür iradenizi aşamazlar. Onlarla uğraşmak istemiyorsanız yapmanız gereken tek şey özgür iradenizi ortaya koymaktır. Onlara ayrılmalarını söyleyin ve onlar uymak zorundadırlar. Korku zayıf noktanızdır, nerenizde taşırsanız oradan yaralanabilirsiniz. Ve onlar sizin korkularınızla oynamada çok iyidirler. Her zamanki durum budur. Bir şekilde korkmuş ve yalnız hissederseniz, sizin üzerinizde ve kendi oyunları içinde güç kazanırlar. Gerçekten korkuya doymuşlardır: Dünyada bazı kimselerin arasında bu tarz davranışları gözlemişsinizdir. Nerede olursanız olun “aynı gruptandırlar”. Daima sorun : “kime hizmet ediyor”. Sıfır Noktası sonrasında uygun olan farklı “varış noktalarından” ve ruhların hasadından söz etmiştik. Birinin hangi varış noktasına ulaşacağı, o belli Üst-Ruha ait ruhların yaptıkları seçimlerin toplamına bağlıdır. Üst-Ruhun kendisine ait bütün ruhları hasat edip, onlardan ışığı emdikten sonra ulaştığı bir “ışık katsayısı” vardır. Işık katsayısı, Üst-Ruhun titreşimini veya frekansını belirler. Üst-Ruhların da iki çeşit olduğu olduğunu öğrenmek sizi şaşırtabilir. Her iki grup da vardır, çünkü Yaradan HERŞEYİ deneyimlemeyi istemiştir, kendi yaratıcı potansiyelinin bütün yönlerini tecrübe etmeyi arzulamıştır. Kendisini sadece başkalarına hizmet ederek bilmeyi istemedi, mümkün olan bütün yolları deneyerek kendini bilmeyi istedi . Bütün formlar ve davranışlar, az yada çok değil, var olan potansiyelinin tamamını bilip, keşfetmek isteyen Yaradana geri dönerler. Etiketlemek kolaydır. Şu “iyidir” bu “kötü”. Yaradan ise sadece olandır. O ne iyi ne de kötüdür. Ne şefkatli, ne affedici, ne kızgın, ne cezalandırıcıdır. Sadece olandır. Bu sıfatlar (şefkatli, kızgın) eldeki ifade şekillerinin hepsini deneyen saf bilinç alanına yapılan projeksiyonlardır. O hem kendisine hem de başkalarına hizmet etmektedir. O, başkalarına, onları yaratarak ve kendi deneyimine katılmalarına izin vererek hizmet eder. Deneyimi yaparken yarattığı şeylerle kendisine hizmet eder. Yaşanan SADECE BİR YAŞAM vardır. Sonsuz ifade ve form kümesi içinde, O yaradandır. Ona “Mutlak” bakış budur. Ancak siz (ve biz) deneyimin “görece” seviyesini de tecrübe ediyoruz. Bu “göreceli” deneyim içinde şeyler ve davranışlar BHE, KHE, “ iyi” ve “kötü” olarak görünüyorlar. Yalnızca başka bir şeyle karşılaştırıldığında iyi veya kötü vardır. “Görece” taraf budur –bir şey başka bir şeyle ilgili olduğundan.. Yaradan kendisini ararken, kendisini formların içine saklayıp saklambaç oynadığı için bunun başka bir yolu yoktur. Yaradanın bakış açısından olaylar çok daha ilginç hale gelmektedir çünkü değirmene gelen ürün çeşidi fazla olmaktadır. Çalışacak çok fazla şey vardır ve bu iki grubun sadece birinden elde edilecek olana kıyasla çok daha fazla ve çeşitli olmaktadır. Sadece BHE olsaydı, bir süre sonra olaylar biraz sıkıcı hale gelirdi Sadece KHE olsaydı, şeyler uzun ömürlü olmazdı çünkü kendine hizmet etmek etmeğin içinde kendinden başka olan her şeyi yıkıp tahrip etme vardır. Birlikte çalışmak değil, rekabet vardır. Kendine hizmet edenlerin davranışları tarafından tahrip edilen gezegeninizde bunun sonuçlarını görebilirsiniz. Hasat zamanında olduğumuzdan, bu zamanda her bir grup kendi başına gelir ve “büyük toplanma” için potansiyellerini maksimuma çıkarmaya çalışırlar. Bütün Üst-Ruhlar ışık katsayılarını maksimum etmek isterler, böylece onların projeksiyonları da ait oldukları grubun ışığını artırmaya giderler. Her iki grup da şimdi aktif olarak topluyorlar. KHE’ler güçlerini artırma yolları arıyorlar, bunun için görev yaptıkları çevrelerde korku miktarını artırmak için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Korku onlara güç, korkan insanlara erişim imkanı sağlıyor. Biz sevgiyi korkunun yokluğu olarak tanımladığımızdan, sevginin nasıl onların güç kazanma gündeminde yaptıkları şeylerin anti-tezi olduğunu görebilirsiniz. Onlar sadece başkalarının korkuları sayesinde güç kazanabilirler, dolayısıyla sevgi onların güç kazanma yolunu kapatır. Şimdilerde dünya ile etkileşimde olan çok sayıda olan çok sayıda ET vardır. Pek çok sebeple buradalar: bazıları hasat’da aktif katılımcı olmak için, bazıları gözlemek ve öğrenmek için. Her iki gruptan da gelirler. Biz size sevginizi ve ışık katsayınızı artırmanız için yardım ediyoruz. Ötekiler ise korkuyu artırmak ve böylece başkaları üzerinde güç elde etmek için. KHE’ler her zaman sahip/köle hiyerarşisine dayanır. KHE varlıkları orjini ne olursa olsun başkalarının omzuna basarsak güç kazanırlar ve kendi güç hiyerarşilerinde basamakları tırmanırlar. BHE ise başkaları ile “oyun alanını düzeltmek” ve bireylerin hepsini maksimum potansiyellerine yükseltmekle ilgilenir, bağımsız varlıklara yardım yolları arar. BHE Yaradanın sonsuz Aşk ve Işık zenginliğini paylaşarak eğlenirken, KHE mümkün olduğu kadar çok, sınırlı “güç” miktarını toplamaya çalışır. Mümkün olan en yüksek bakış açısından bakılığında her iki grup da biraz daha Yaradana benzemeye çalışmaktadır ama zıt yollardan. Yaradan, bütün Aşk’ın, Işığın ve Gücün kaynağıdır. BHE güçlenmek istediği kadar güç ile ilgilenmez ve onların doğumdan gelen haklarına ulaşmaları için yardım eder ve herkes için bol olan kaynakları paylaşır. KHE olabildiğince çok güç elde etmeye, saklamaya ve biriktirmeye çalışır ama ne kadar başarılı olursa o kadar yalnız hale gelir. Öyle bir nokta gelirki KHE o kadar yalnızlaşır, o güçten öyle yorulur ki, başkasıyla paylaşamadığında o güce sahip olmak onu tatmin etmez. Bir KHE o noktaya ulaştığında, sadece ve sadece o zaman realitenin BHE tarafına geçmek doğal bir adım olur. Ve bu sandığınız kadar zor bir şey değildir. KHE o noktaya gelinceye kadar kendisine güç sağlamak için bütün yolları keşfetmiş, bütün olasılık kümesini tüketmiş olur. O grubun deneyimleyebileceği yolların hepsine “gitmiş, görmüş ve yapmış” olur, o grubun yaratıcı potansiyelinin sonuna ulaşır ve henüz keşfedilmeyen “daha yeşil renklere” bakar ve çiti aşar, çabucak BHE olur. KHE grubundan ET’ler gruba eleman almak için, BHE grubundakiler yardım için buradadırlar. KHE, BHE’leri büyüyen sevgi yolundan alıkoymaya, kandırmaya çalışırlar çünkü KHE’nin güç kaynakları azalır. KHE’ler sınırsız bolluk fikrinden ziyade sınırlı kaynak düşüncesini temel aldıklarından, azalan korku seviyesi KHE tarafından bir güç kaybı olarak algılanır. Pekçok iyi niyetli kişinin, KHE varlıkları tarafından yollarından çıkarılma sebebi budur. BHE yolunu tamamlamak için işte bu nedenle Sevgi en iyi silah, korunma ve sigortadır. Gezegeninizdeki medya gerçeği anlatmıyor. Onlar satış yaparak, para dediğiniz güç aracından kendi paylarını alıyorlar. Korku satar. Seks satar. Duygusallık satar. Heyecan satar. Duygusal gıdıklamaya ne demeli ? Medya sizi uyarıp kendi sattıkları ürünü, felsefeyi (kime hizmet eder ?) veya sizi güçlendirecek veya (çoğunlukla) güçsüzleştirecek bakış açısını satın almanızı sağlar. Medya ET’ler, UFOlar ve “paranormal” olaylar gibi konuları, duygusal gıdıklama, korku dediğiniz adrenalin artışı için kullanıyor. Daha yüksek boyutların gittikçe daha kabul edilmesiyle bu durum biraz değişiyor olsa da, hala, medya BHE den ziyade KHE grubunun amaçlarına hizmet ediyor. Bunun böyle olması son derece doğaldır, çünkü bütün gezegen ekonomisi genel topluma (ki çok umursamaz ve yaptıkları seçimlerin sonuçlarından öyle habersizdirlerki üstlerindeki güç-tüccarlarının piyonları halindedirler) hizmet etmekten çok otorite sahibi KHE bireylerine hizmet edecek şekilde çalışmaktadır. Çok büyük sayılarla buradayız, ve zamanı geldiğinde, “gözleri olanlar için” , sevgi frekansında bulunanlar için kendimizi görünür yapacağız. Korkanlar bizi asla göremezler. Eğer korkuyorsanız ve bir ET görmüşseniz, emin olun o KHE grubundandır. Rezonans kanunu gereğince, sevgi halinde olmadan, sevgiyi göremezsiniz. Ama biraz korku barındırsanız bile, daima sevgiyi HİSSEDEBİLİRSİNİZ. Dolayısıyla içsel vizyonunuz hariç bizi göremezsiniz ama, bizi ve varlığımızı daima hissedebilirsiniz. Aynı zamanda ister görebileceğiniz frekans kuşağında veya ötesinde olsunlar, ister “insan” veya “ET” orijinli olsunlar, KHE’leri de çevrenizde olduklarında hissedebilirsiniz. Hislerinize güvenin. Tekrar söylüyoruz. HİSLERİNİZE GÜVENİN. Bir şeyin nasıl göründüğüne bakmayın, kendinize sorun, “ bana nasıl bir HİS veriyor” .. Tatlı dilli pek çok kişi vardır, duymak istediğinizi söyler, hipnotik ses tonlarıyla sizi uyuturlar. Ama uyuştuğunuz zaman bunu HİSSEDEBİLİRSİNİZ, kandırıldığınızı hissedebilirsiniz. Bunun ile korkuyla hareket etmek arasında çok temel bir fark vardır. Acı çektiğinizde rahatlatılabilirsiniz ama sadece siz kendi korkunuzla mücadele edebilirsiniz. Onlarla kendiniz yüzleşmelisiniz. Başkaları bunu sizin yerinize yapamazlar sadece tavsiye ederek, cesaretlendirerek yol gösterirler. Siz kendiniz ET oluyorsunuz, dolayısıyla oynanan oyunu tespit eden hissetme kapasitenizi kullanarak hislerinizin üstadı olmanız icap etmektedir. Size neler olduğunu anlatan medyaya güvenmeyin. Sadece sizin sezgileriniz ve isteğiniz, yüzeyde görünenin altındakini araştırabilir. Ancak, sonuçta ne kadar güvende olduğunuzu bilemezsiniz. Kendi içinizde bir güvenlik duygusu yaratmanız gerekiyor. Kaynağa bağlanacağınız iç tapınağınızı yaratmak için gayret sarf edin. Ama hasattan önceki bu son günlerde yolunuzda ilerledikçe bilin ki sizi kendi gündemleri için kullanmak isteyenler de vardır, size korkudan sevgiye gitmeniz için yardım edenler de. Korkudan çıkıp sevgiye yönelmek her an Yuvanızın bileti olarak sizin seçiminizdir. Kaderi TERRA olanların kalplerinde sevgi olması gereklidir. Eylemleriniz, frekansınız kadar önemli değildir. Eğer korku değil sevginiz varsa, doğal olarak sevgi dolu bir şekilde davranırsınız. Yardımımızı isterseniz, seçim hakkınıza müdehale etmeden her şekilde ve her ölçüde yardım ederiz. İnanılmaz miktarlarda rahmet, korkularınızı aşmanız için hazırdır ama onu almaya açık olmanız gerekir. Meditasyon yapın. Nefes alın. Sessiz zamanlar yaratın. Bırakın sevgi içinize aksın. Bırakın korkularınız gitsin. Güvendesiniz. Yok edilemezsiniz. “Ölmek” zorunda değilsiniz. Hayalini kurduğunuz maceraya geçmek üzere olan ölümsüz varlıklarsınız. Terra sizi çağırıyor. Hoşça kalın. Biz Cennetin Ev sahipleriyiz.